| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Image Hosted by ImageShack.us


Yazılar arşiv 04.2008 Other entries in 2008-04 resimler , videolar

Deadborn - Stigmata Eternal Albümü Kritiği

 Eski Necrophagist elemanları Deadborn grubunu kurmuştur ve Death metal yapmaktadırlar.Dolayısı ile kritiği burada bitirmek normal ve yeterli bir anlatım olacaktır. Elemanlar Massacre Records etiketi ile çıkaracakları bu debut albümlerinde şu kadro ile boy göstermekte :

Mario Petrovic - Vocals
Slavek Foltyn - Drums
Jan Maier - Bass
Jo Morath - Guitars

Albüm 8 şarkıdan oluşuyor. Şarkı Listesi :

1- Pain is God
2- Coma Time Code
3- Malformed Magnificence
4- Progressive Paralyze
5- Negative Reinforcement
6- Back to the Blackness
7- Stigma Eternal
8- The Crack of Doom

Albüm açıldığında insan otomatikman bi necro havası hissetmeye çalışsa da elemanlar bu tuzağa düşmeden kendi stilleriyle olaya girmişler.Çok hayvansal müzik.Gayet teknik diyarlarda boy gösteriyo elemanlar ve buna rağmen necro da yada bu tarz teknik gruplarda görülmeyen bir yoğunlukta karanlık bir yapıda takılıyorlar. Bununla birlikte sololarda referans verdiğimiz hadiseyle bir olmuş elemanlar, adeta “ya Muhammed” demişler. Albümde şu şarkı diğerlerinden iyi demek bence zor. Dördüncüye dönüyo albüm.Yok abi kötü şarkı yok valla.Ama bir adım öndeki favorilerim 2.4.6.7. Bi de son şarkıdaki solo artık had safhada necro style olmuş ama süper olmuş. Albümde sevemediğim toplam da 2 3 tane riff var,acayip kasmışlar rifflere. Bu arada kayıtta harika. Basslar davullar birbirine geçmiş ama aynı zamanda inanılmaz net duyuluyor. Gitarları az biraz geriye çekmişler ki çok daha iyi olmuş. Kayıt Epitaph albümünün yapıldığı mekanda yapılmış ki hiç şaşırtmıyor.

Sonuç olarak acayip kaliteli çalınmış ve elemanların geçmişleri etkisiyle de çok sağlam referanslar barındıran çok iyi kayıtlı bir albüm. Necrophagist demek istemiyorum ama ister istemez benzetiyorum. Yanlız Muffy’nin projeye göre daha karanlık bi müzik ve daha az teknik/daha azdırıcı şeklinde gidiyor.Direkman osurtmuş elemanlar.Her death metal sevdalısı gence tavsiyemdir.Herkes almalı dinlemeli. Gelirse orjinallerinden döşemek lazım direk.
(Not : 2007’de çıkan kötü albümleri not alın. Kalanların hepsi efsane valla.Noluyoz lan bu sene...)

Soilwork - Sworn to a Great Divide Albümü Kritiği

 

  Soilwork - Sworn to a Great Divide Albümü Kritiği

Bir dönemler Melodik İsveç Death Metal’i kavramı ortalığı kavururken (95-99 dönemleri) Soilwork bu yılların en popüler gruplarından birisi değildi kesinlikle. Bununla beraber kalitesi her daim ortada olan grup, Natural Born Chaos albümü ile resmen patladı ve bu albümdeki stilini kendine esas alarak ardı ardına başarılı albümler çıkardı. Bu arada bahsi geçen albüm itibari ile Soilwork’ün Death Metal ile hiç bir alakası kalmadığını söylemek yararlı olucaktır zira bu gruba Death Metal grubu gözüyle bakarsak albüme küfürleri basmamız gerekir. Sworn to a Great Divide güzide grubumuzun 7. albümü ve albüm Nuclear Blast etiketiyle grubun çıkardığı 5. albüm. Grubun kadrosu :

- Bjorn “Speed” Strid – Vocs.
- Sven Karlsson - Keyboard
- Daniel Antonsson – Guitars
- Ola Frenning - Guitars
- Dirk Verbeuren – Drums
- Ola Flink – Bass

Albümün şarkı listesi :

1.Sworn To A Great Divide
2. Exile
3. Breeding Thorns
4. Your Beloved Scapegoat
5. The Pittsburgh Syndrome
6. I, Vermin
7. Light Discovering Darkness
8. As The Sleeper Awakes
9. Silent Bullet
10. Sick Heart River
11. 20 More Miles
12. Martyr (bonus)

Albümün ilk şarkısı isim şarkımız olmakta, elemanlar çok sevdikleri gitar-davul/kros kardeşliği ile olaya girişmekteler. Elemanların oturmuş stili nakaratlarda vuku bulmakta her zamanki gibi. Kendi içinde tempolu bi şarkı ve şahsi fikrim elemanlar kendilerini tekrar etme durumuna girmişler malesef. Yine de her zamanki harika soloları ile götürüyolar elemanlar olayı.

İkinci şarkımız, internette dinleyip bizi mide kramplarına götürmüş olan Exile. Açıkçası şarkıyı tek olarak dinlediğimde bi kere bile beğenemedim, hiç bi güzel tarafı yok demek istiyorum.Bununla beraber albümün bütününde nedense o kadar kötü durmamakta.(Hala inanamıyorum nasıl oldu.) Slow-Mid tempodiyarlarında gezinen, bence elemanların vasatlaşma sürecine girdiklerini gösteren bi şarkı.

Breeding Thorns ise bir cep operatörümüz gibi “oh be“ dedirtiyor bana. Hakkaten beğendim şarkıyı. Melodik gitarlar altında Soilwork aksakları ve ardından gelen güzel riffler ve vokaller neşe kattı bana. Albümün bana göre en güzel şarkılarından birisi.

4. şarkı Your Beloved....  Bilinen kesik gitarlar üstüne vokaller şeklinde gitmekle beraber bassları altları çok güzel doldurmuş. Elemanın vokaller bu şarkıda daha güzel yazılmış diğer pek çok şarkıya göre.Şarkının soloyu da beğendiğimi söyleyip The Pittsburgh Syndrome a geçiyorum ve oralarda neyin sendromu var apçoolu demek istiyorum. Bu şarkıyı da netten dinledik ve Exile’ı ne kadar sevmediysem bu şarkıya da o kadar hasta oldum. Full speedler,eşşeksel kikler, her türlü neşe veren cinsten. Hızlı nakarat felanda çok güzel olmuş. Soloya zaten  hastayım. Çok güzel şarkı kesinlikle.

I Vermin şarkısı ise bol klavye sosuyla kötü bir giriş yapmakla beraber hafiften heavy-trashimsi bir riffle olayı toparlayıp sonra tekrardan Soilwork stiline geri dönüyor. Mid tempo bir şarkı ve aslına bakarsanız albümün parlak şarkılarından değil. Beğenmedim...

Light Discovering ise hafiften Hypocrisy kokan bir melodiyle giriyor ne güzel diyip, bass-davul-vokal üçlüsüne bağlayıp tempoyu iyice düşürüyor. Bu tarz şarkılara gıcık felan değilim ama Soilwork’ün bu formülde yazdığı daha iyi şarkılar var demek lazım. Yine de şarkının nakarat melodisi çok güzel ve vokalist acayip sölüyor nakaratta diyelim ve sıradaki As The Sleeper.... şarkısının enerjik vokal yazılımı ve mid tempodan 90ların sonundaki Melodik D.M. dönemine göz kırpan bölümlerine sevgiler sunalım. Güzel bir şarkı. Nakaratta tempo illaki düşmekle beraber çok daha güzel bir şarkı albümdeki diğer şarkılara göre.Bence en iyi 1 2 şarkısından birisidir bu albümün.

Mid-tempo manyağı olduğumuz albümde Silent Bullet yer yer 80ler tribinde bir hava verdi bana, solo felan iyi güzel ama bence dolgu bir şarkı olmuş.Sick Heart River çok daha helalli bir şarkı bence. Güzel bir arpej üzerine giden ritmi çok beğendim, kesik riffler ve bilinen şarkı formülleri bu şarkıda daha iyi sonuç vermiş. Güzel olmuş bence. Herif vokalistliğinin zirvesini bulmuş diyecem kanımca...

İlk anda kötü şarkı diyesim gelen 20 More Miles 2.riff itibari ile güzel bir albüm kapanışı olageliyor bir anda. Zaten bu heriflerin her albüm bitişi güzeldir derim.

Albüme genel olarak baktığımızda çok fazla mid-tempo olayına girmişler ve “standart prosedürleri uygulayalım” mantığında bir albüm olmuş. Fanlar sever. Kalanlar sevmez diyorum. Olaya Death Metal olarak bakmayıp grubu kendi içinde değerlendirmek lazım diyorum ve “Brutal Değil Albüm, vs vs...” gibi yorumlara gerek yok diyorum. Kayıt süper olmuş. Daha agresif olsalarmış bu albümde daha iyi olacakmış ama fanlar için olaya devam etmek mümkün...

Son olarak Stabbing The Drama > Figure No. 5 > Sworn..... der fikrimi belirtirim....

Decrepit Birth - Diminishing Between Words Albümü Kritiği

 

 SAT_WEB'DEN SEÇME YAZI

 

  Bu yılın ilk ağır bombası Decrepit’ten geldi, hayırlı olsun. İlk albümlerini dinleyip hastalık yaşamayan death-grind fanı yoktur kanımca. And the... albümü ile elit gruplar arasındaki yerini çatır çatır alan biraderlerimiz bu albümler olayı az biraz farklı bir boyuta taşımışlar ve çok daha organize, düzenli ve psikopat rifflerle olaya girmişler. Grubun kadrosu :

Bill Robinson - Vocals
KC Howard - Drums
Matt Sotelo - Guitars
Dan Eggers - Guitars
Joel Horner – Bass   

    isimlerinden oluşmakta ki Dan Eggers, KC. Howard ve Joel Horner, Odious Mortem’ın son albümünde de çalmışlardı ki 2 grubun ne derece içiçe olduğunu görmek burdan mümkün. Bu iç içelik durumu albümde devam etmiş. Şarkı listesi :

01. The Living Doorway
02. Reflection of Emotions
03. Diminishing Between Worlds
04. Dimensions Intertwine
05. The Enigmatic Form
06. A Gathering of Imaginations
07. Through Alchemy Bound Eternal
08. ...And Time Begins
09. Awaiting the Unending
10. Essence of Creation
11. The Morpheus Oracle

İlk şarkı olan “The Living Doorway” itibari ile grubun müziğinin ileriye gittiğini görmek lazım. Hızlı giriş, agresif rifflerle yüklenme yerine çok daha olgun ve çok daha ezici bir moda girdiklerini görmek mümkün. Odious Mortem/Decrepit Birth a.ş. olayına damardan girmiş olmaları bir miktar etkisini gösteriyor bence. Bununla birlikte ilk albümdeki stillerini yine hissetmek mümkün. Arada durma/yavaşlama bölümlerinde elemanların “zararlı müzikal alışkanlıkları” muhteşem müzik bilgileri ve enstrumantal kabiliyetleri ile zirve yapmış. Gitarist ikilisinin soloları çok feci. Çok feci bir albüm girişi bence, ilk şarkı itibari ile “beyninizi yormaya geldik” diyor elemanlar.

Reflection os Emotions, şarkı girişinde bastıkları notalar ve o fade in ile bana Florida nın eski yüce teknik death gruplarını hatırlattı.  Bazı rifflerde grup ilk albüme göre daha anlaşılır, daha az kompleks riffler seçmiş olsa da, yer yer çok daha ağır ve kastırmacalı bir olaya giriyor. Bu şarkının solo düzenlemesi hakkaten balyoz gibi indi beynime. Özellikle KC Howard’a aslan payı vermek lazım ki, çok feci bir değişkenlik yaşatıyor arkalarda bir yerlerde...

Albümün isim şarkısı, Death’ten Cynic e pek çok farklı diyarda Teknik Death Grind’ın sentez ve uygulamaları şeklinde gidiyor. Albümü kesinlikle ilk albüme göre daha çok sevdiğimi anlıyorum. Dinlemeniz lazım diyorum ve sıradaki boruya geçiyorum. (Albümün en hayvan şarkılarından birisi bu şarkı bence)

Dimensions Intertwine ise beni de zorlayan, “Decrepit hakkaten değişik olaylara girmiş ama iyi mi yapmış” dedirten bir riffle şarkıya başlanmış, ama sonradan albümün alışacağınız yüce kalitesine ulaşılmış. Bu kadar iyi müzik karşısında saygı ile eğiliyorum.
The Enigmatic Form, benim gruba ısmarladığım, şöle olsun böle olsun diye tarif ettiğim bir şarkı. Yani eğer öyle değilse de aklımı hanginiz okuyonuz şerefsizler demek istiyorum. Harika bir teknik death metal örneği, doğru yerde doğru vuruşlar doğru notalar.Herifler kesinlikle çok zor bir albüm yapmışlar. Şarkı kendi içersinde acayip formlara giriyor. Progressif triplerle beni benden alıyorlar. Death, Atheist ve Cynic’ten “kesinlikle” etkilenmişler ve çok iyi yapmışlar. Enstrumantal bir hadise...

6 ve 7 yi beraber değerlendirmek istedim. Aynı modda, aşırı teknik ve bol sololu 2 şarkı. Bunula beraber Through Alchemy Bound Eternal şarkısı biraz daha karanlık bir formda gidiyor. Albümün stardart devamı süresince beyni en çok yoran 2 şarkı bence, çünkü diğer şarkılar gibi aralarında bariz farklar yok ve tek ve uzun bir şarkı dinliyor gibi bir hale giriyorsunuz.

And the Begins’i, ilk albümden bilmeyenler için söyleyelim. (Söyledim işte) Fakat albümdeki diğer şarkılarla arasında bariz bir stil farkı olsa bile hiç sırıtmıyor ve albümde karanlık bir hava yaratıyor bence. Suffo stili, yeni albümde eski şarkı olayını bundan sonrada yaparlarmı bilmiyorum ama çok iyi etmişler bence.Ayrıca davulcu da sırıtmıyor. Şarkının hakkını vermiş.

Yavaş ve teknik bir şarkı açılışı ile kapalı ve zor çalınan mid tempo rifflerin üzerine Awaiting the Unending öyle pis girişiyor ki, şarkı bittiğinde sudan çıkmış balık oldum desem yeridir. Heriflerin vurduğu notaları bir yerden tanıyorsunuz gibi geliyor ama adamlar sizi çok feci beyin yorgunluğuna sokuyor.

Albümün son şarkısı Essence of... un kısa introsundan sonra giren The Morpheus Oracle... Hayatımda dinlediğim gelmiş geçmiş en iyi şarkılardan mı diye hala düşünüyorum. (Albüm 6. kez dönüyor). Hiç birşey diyemiyorum. Şarkıyı her dinlediğimde dibim düşüyor. Böyle bir şey olamaz.

Cemaat-i Bira Darkzine’a (dil karmaşasında önder kişilik!!!) bu albümü ölümüne tavsiye ediyorum. Merak edenler için bu aşırı gaz yazı arasında ufak bir kaç bilgi vereyim. Albüm Odious Mortem’ın da albüm kaydettiği Castle Ultimate Recording Studios da kaydedilmiş ve aynı eleman yapmış kayıdı. Şirket Unique Leader ve elemanlar şirket tarihinin en iyi albümünü basmak üzereler sanırım. Yıllardır inişte olan şirket bence piyango vurdu... Kapağı ise efsanelerin efsanesi H.R. Giger’la beraber bu alemlerin en kıdemli kişisi olan Dan Seagrave yapmış. (İlk albümdeki gibi) ve kapak yine harika. Kayıt süper. Çalımlar muhteşem.

Gelmiş geçmiş en iyi 10 Death-Grind albümü arasında bu albümün yeri şimdiden ölümsüzdür diyorum arkadaşlar ve Necrophagist’in bugüne kadar yarattığı tüm o teknik mirası bir albümde yıkmıştır bu albüm. Necro dan öyle böyle daha iyi değil (söylemesi benim için üzücü olsa da).90ların death metal ve teknik death metal mevzularını modern death-grind dünyası ile mixlemişler ve harika bir sonuç ortaya koymuşlar. Şu anda dünya üzerinde duran en iyi death grind albümünü dinleyeceksiniz. 13/13 !!! Bu albümün orjinalini almak her death-grind fanı için şarttır.

Cryptopsy - The Unspoken King Albümü Kritiği

 

 

  Kanada’nın medar-ı iftiharı Cryptopsy, 2008 de nihayet çıkarabildi beklenen albümünü... Aslında beklenmeyen albümünü de diyebiliriz. Zira elemanlar kariyerlerinin en farklı işini çıkarmışlar bu albümle diye düşünmekteyim.

Bu soğuk memleketten yıllar yılı bir çok death metal, deathgrind devi çıkmıştır. En bilinenlerini sayarsak Cryptopsy kafadan ilk üçtedir Gorguts ve Kataklysm ile birlikte... Zamanında Black Metal furyası ortalığı kasıp kavururken, insanlar death metalin ve brutalitenin bittiğini çok bilmişçe söylerken Century Media gibi dev bir şirketin Cryptopsy ile anlaşması pek çok insanı “hö” dedirten bir hale sokmuştu. O günlerden bugünlere grup toplamda 5 stüdyo, 1 live albümü arşivine eklemeyi başardı. Tüm yaptığı işler boyunca grupta pek çok eleman gitti/geldi ama bu şekilde bir kadro hiç bir şekilde varolmamıştı ve görenler de şoka giriyor zaten... Grubun kadrosu :

Flo Mournier : Davul (yada onun çaldığı davulsa millet ne çalıyor ?!?)
Eric Langlois : Bass
Chris Donaldson : Gitar
Maggy Durand : Keyboards/Sample
Matt McGachy : Vokal
Alex Auburn : Gitar

Farkedeceğiniz gibi hatun klavyeci almış elemanlar ve Teknik/Brutal deathgrind ın kitabını yazmış bir grupta bu tarz bir eleman varlığı hakikaten çok şaşırtıcı. Anladığım kadarıyla bu tarz eski ve tecrübeli gruplar kendilerine üretkenlik adına değişik limanlar arıyorlar ve bir şekilde farklılık peşindeler. Aynı şekilde Vile’dan da bu tarz radikal bir değişiklik bekleyin diyorum hemen laf arasında... Neyse, albümün şarkı listesi :

1- Worship Your Demons
2- The Headsmen
3- Silence the Tyrants
4- Bemoan the Martyr
5- Leach
6- The Plagued
7- Resurgence of an Empire
8- Anoint the Dead
9- Contemplate Regicide
10- Bound Dead
11- (Exit) the Few

Bu şekilde bilgileri verip kritiğimize kafadan girelim :

Müzik Ne Tarz ?/ Yaptıkları İşin Hakkını Vermişlermi ?

Bildiğimiz gibi grup bir Teknik death Grind grubu.Ama bildiğimiz Cryptopsy böyleydi. Şimdi işlere bayağı bir deneysellik katmışlar ve hatun elemanın sampleları ve klavyeleri işin çehresini çok değiştirmiş bence. Kesinlikle bilindik kalitede aşmış riffler ve manyak performanslar söz konusu. İlk merak olarak Flo baba osurtmaya devam etmiş. Bu arada grubun müzikal değişiminde Flo Mournier gibi farklı bakış açılarına sahip olan bir davulcunun direk etkisi olduğunu düşünüyorum. Klavyeli, bol aksaklı, hiddetli, sakat, karmaşık, Clean Vokalli (?!?) çok garip bir karışım var ortada. Once Was Not bence güzel bir albüm değildi ve burdaki müzik en azından kalıpların dışına çıkmaya çalışmış. Bu extremlik seviyesi ile grubun Amerikan piyasasına ve metalcore gibi trend alemlere dalmaya meyletmesi imkansız. Kesin biçimde kendi kendilerine deneysel hallerde takılıyor elemanlar. Yaptıkları işi iyi yaptıklarını düşünmekteyim kendi adıma. Sadık death Grind fanlarında (bende dahil) hazmı zor olacak işlerde söz konusu.Bu arada Lord Worm’un yerine geçen eleman Matt McGachy brutal vokallerin hakkını vermiş ve Mike DiSalvio ya daha yakın bir vokal stilinde söylüyor.Cleanleri de güzel ama cleanler Cryptopsy’de güzel midir ? Onu bilemiyorum. Klavyeci bacıyı siyasi tabirle “sindiremedim”... Yaptığı işler ise ölümcül yaralar açmadı ama bende. En azından kotarmışlar.

Kayıt ve Prodüksyon ?

Kayıt ile ilgili bilgi edinemedim. Albümü netten edindiğim için bilgi edinemesemde bugüne kadar Pierre Remillard dan başkasıyla çalışmadıklarını ve sound un da abimizin stüdyosunda çıktığını algılayabildiğimi iddia edebilirim... Mix filan hayvan gibi. Zaten hep demekteyim, artık adamlar bu işi aştı. Cryptopsy gibi karışık ve kaos bir müzik yapan grupta, vokal stillerini çeşitleyip üstüne ve sampleları ekleyip sound u yine de üst seviyeye çekmek çok zor bir iş. Hakikaten bu açıdan takdir ettim grubu ve kayıtçı abimizi... Bu arada albüm her zamanki gibi Century Media etiketiyle yayınlanıyor ama kayıt mevzularının ortasında bunu niye söyledim henüz anlayamadım...

Sonuca Gelelim Birader...

Grubun tarihi boyunca daha teknik, daha hasta müzik yapma yolculuğu bu albümle birlikte farklı bir noktaya giriyor ve daha deneysel işlere giriyorlar. Grinder tayfa için zor bir albüm. Vokalleri beğensemde, Cryptopsy’de bu vokalleri dinlemek insanı zorluyor ve bu albümü seven kadar sevmeyen olacağını söylemek zor değil. Decrepit Birth’ün albümü gibi bir farklılık değil bu. Daha da “yumuşarmı” ( bu da ne demekse artık, ölümüne distor gidiyo herifler) bilemiyorum ama Cryptopsy nin bu albümü bence elemanların Dillinger yada bu tarz deneysel kompleks müzik yapan grupların arasına girecektir. Eskisi gibi bir Cold Hate Warm Blood beklemiyorduk ama bunuda beklemiyorduk desem çok doğru olacak...

Cryptopsy - The Unspoken King Albümü Kritiği

 

 

  Kanada’nın medar-ı iftiharı Cryptopsy, 2008 de nihayet çıkarabildi beklenen albümünü... Aslında beklenmeyen albümünü de diyebiliriz. Zira elemanlar kariyerlerinin en farklı işini çıkarmışlar bu albümle diye düşünmekteyim.

Bu soğuk memleketten yıllar yılı bir çok death metal, deathgrind devi çıkmıştır. En bilinenlerini sayarsak Cryptopsy kafadan ilk üçtedir Gorguts ve Kataklysm ile birlikte... Zamanında Black Metal furyası ortalığı kasıp kavururken, insanlar death metalin ve brutalitenin bittiğini çok bilmişçe söylerken Century Media gibi dev bir şirketin Cryptopsy ile anlaşması pek çok insanı “hö” dedirten bir hale sokmuştu. O günlerden bugünlere grup toplamda 5 stüdyo, 1 live albümü arşivine eklemeyi başardı. Tüm yaptığı işler boyunca grupta pek çok eleman gitti/geldi ama bu şekilde bir kadro hiç bir şekilde varolmamıştı ve görenler de şoka giriyor zaten... Grubun kadrosu :

Flo Mournier : Davul (yada onun çaldığı davulsa millet ne çalıyor ?!?)
Eric Langlois : Bass
Chris Donaldson : Gitar
Maggy Durand : Keyboards/Sample
Matt McGachy : Vokal
Alex Auburn : Gitar

Farkedeceğiniz gibi hatun klavyeci almış elemanlar ve Teknik/Brutal deathgrind ın kitabını yazmış bir grupta bu tarz bir eleman varlığı hakikaten çok şaşırtıcı. Anladığım kadarıyla bu tarz eski ve tecrübeli gruplar kendilerine üretkenlik adına değişik limanlar arıyorlar ve bir şekilde farklılık peşindeler. Aynı şekilde Vile’dan da bu tarz radikal bir değişiklik bekleyin diyorum hemen laf arasında... Neyse, albümün şarkı listesi :

1- Worship Your Demons
2- The Headsmen
3- Silence the Tyrants
4- Bemoan the Martyr
5- Leach
6- The Plagued
7- Resurgence of an Empire
8- Anoint the Dead
9- Contemplate Regicide
10- Bound Dead
11- (Exit) the Few

Bu şekilde bilgileri verip kritiğimize kafadan girelim :

Müzik Ne Tarz ?/ Yaptıkları İşin Hakkını Vermişlermi ?

Bildiğimiz gibi grup bir Teknik death Grind grubu.Ama bildiğimiz Cryptopsy böyleydi. Şimdi işlere bayağı bir deneysellik katmışlar ve hatun elemanın sampleları ve klavyeleri işin çehresini çok değiştirmiş bence. Kesinlikle bilindik kalitede aşmış riffler ve manyak performanslar söz konusu. İlk merak olarak Flo baba osurtmaya devam etmiş. Bu arada grubun müzikal değişiminde Flo Mournier gibi farklı bakış açılarına sahip olan bir davulcunun direk etkisi olduğunu düşünüyorum. Klavyeli, bol aksaklı, hiddetli, sakat, karmaşık, Clean Vokalli (?!?) çok garip bir karışım var ortada. Once Was Not bence güzel bir albüm değildi ve burdaki müzik en azından kalıpların dışına çıkmaya çalışmış. Bu extremlik seviyesi ile grubun Amerikan piyasasına ve metalcore gibi trend alemlere dalmaya meyletmesi imkansız. Kesin biçimde kendi kendilerine deneysel hallerde takılıyor elemanlar. Yaptıkları işi iyi yaptıklarını düşünmekteyim kendi adıma. Sadık death Grind fanlarında (bende dahil) hazmı zor olacak işlerde söz konusu.Bu arada Lord Worm’un yerine geçen eleman Matt McGachy brutal vokallerin hakkını vermiş ve Mike DiSalvio ya daha yakın bir vokal stilinde söylüyor.Cleanleri de güzel ama cleanler Cryptopsy’de güzel midir ? Onu bilemiyorum. Klavyeci bacıyı siyasi tabirle “sindiremedim”... Yaptığı işler ise ölümcül yaralar açmadı ama bende. En azından kotarmışlar.

Kayıt ve Prodüksyon ?

Kayıt ile ilgili bilgi edinemedim. Albümü netten edindiğim için bilgi edinemesemde bugüne kadar Pierre Remillard dan başkasıyla çalışmadıklarını ve sound un da abimizin stüdyosunda çıktığını algılayabildiğimi iddia edebilirim... Mix filan hayvan gibi. Zaten hep demekteyim, artık adamlar bu işi aştı. Cryptopsy gibi karışık ve kaos bir müzik yapan grupta, vokal stillerini çeşitleyip üstüne ve sampleları ekleyip sound u yine de üst seviyeye çekmek çok zor bir iş. Hakikaten bu açıdan takdir ettim grubu ve kayıtçı abimizi... Bu arada albüm her zamanki gibi Century Media etiketiyle yayınlanıyor ama kayıt mevzularının ortasında bunu niye söyledim henüz anlayamadım...

Sonuca Gelelim Birader...

Grubun tarihi boyunca daha teknik, daha hasta müzik yapma yolculuğu bu albümle birlikte farklı bir noktaya giriyor ve daha deneysel işlere giriyorlar. Grinder tayfa için zor bir albüm. Vokalleri beğensemde, Cryptopsy’de bu vokalleri dinlemek insanı zorluyor ve bu albümü seven kadar sevmeyen olacağını söylemek zor değil. Decrepit Birth’ün albümü gibi bir farklılık değil bu. Daha da “yumuşarmı” ( bu da ne demekse artık, ölümüne distor gidiyo herifler) bilemiyorum ama Cryptopsy nin bu albümü bence elemanların Dillinger yada bu tarz deneysel kompleks müzik yapan grupların arasına girecektir. Eskisi gibi bir Cold Hate Warm Blood beklemiyorduk ama bunuda beklemiyorduk desem çok doğru olacak...

Hayko Cepkin 21 Haziran SeaFest 08 BGM-İstanbul

hayko cepkin21 Haziran Cumartesi günü Bostancı gösteri Merkezi'nde Sagopa Kajmer, Kolera, Abluka Alarm, Çilekeş ve Hayko Cepkin sahne alacak.

Ayrıntılar:

Tarih: 21 Haziran 2008
Saat: 18:00
Mekan: Bostancı Gösteri Merkezi | İSTANBUL
Bilet: İlk 100 bilet 23,00 YTL
101-600 arası 26,00 YTL
600 ve sonrası 29,00 YTL
Kapı açılışı 32,00 YTL olacaktır

Deicide - Till Death Do Us Part Albümü Kritiği

Kritiği

    Millet iceriğine ve sarkı sözlerine saplayadursun müzikal acıdan bence kelimenin tam anlamıyla şarap gibi bir grup DEICIDE, herifler gittikce cıtalarını yükseltiyor son cıkan islerinin hepsi birbirinden balyoz ve keskin uclu cekic gibi vurucu, ruh incitici.
Bir evvelki albümden en büyük farkı ise direk 90lar lezzeti var parçalarda hem teknik death metal hem de o o puslu Deicide şarkılarının ürkünclüğü bu albümü sevdirdi bize.

Son dönemde ortalıkda dolaşan 4 parcalık promoyu dinlememeye kastıkdan sora albümün hakiki versiyonuna kavuşmak ise cok gaz cok nefis bir hadise oldu cünkü adamlar zaten az cok tahmin ettiğim gibi hem karanlık hem de kafi miktarda akıcı akılda kalıcı 10 adet parça üretmiş.
Albümün genel soundu ise The Stench of Redemption gibi bir albüme nazaran daha korkunc,pislik ve ne alaka ise bana Morbid Angel-Covenant soundunu anımsatıyor cok klas ve seri icra edilmiş gitar riffleri ve davul partisyonları mevcut. Ruh hastası Benton ise herdaim isinin başında.

Bilmeyenler icin grubun bu albüm kaydındaki kadrosu,

Glen Benton - Bass gitar,vokal
Steve Asheim - Davul
Jack Owen - Gitar
Ralp Santolla - Gitar


Earache Records etiketi ile yayınlanacak albümdeki parcalar,

01.The Beginning of the End
02.Till Death Do Us Part
03.Hate of All Hatreds
04.In the Eyes of God
05.Worthless Misery
06.Severed Ties
07.Not as Long as We Both Shall Live
08.Angel of Agony
09.Horror in the Halls of Stone
10.The End of the Beginning
11-The Great Lance*( bonus parca )


Albüm enstrümantal ve pislik ötesi "The Beginning of the End" ile start alıyor.
Bolcana karanlık solo güzel death metal gitarları duymaya birebir hatta CC meshur enstrümantal havaları da var bence altyapısında.
Çalışmaya adını veren "Till Death Do Us Part" ise hakatten konumunu hakeden bir şarkı.
Glen abinin okuduğu kısım gene küfreder gibi olmuş enfes scream performansını da konuşturmuş. Silah kolleksiyoncusu Asheim ise kazımada sınır tanımıyor hele  gitar solosuda kralına gider.

Bu çalışmanın en gözü kara ve hırslı kaydedilmiş işlerinden birisi
"Hate of All Hatreds" adlı parça.
Grubun orta dönem albümlerini hatmetmiş ve hazmedebilmişler icin bicilmiş kaftan beton kafa satanist Benton okudukca okuyor kinini kusuyor biz de onu öyle seviyoruz zaten.

"Worthless Misery" metronomu grubun standartlarına göre oldukca yukarı cekmiş yıllara meydan okuyan grubun pırlanta işlerinden birisi olmuş.
Hem albümü hem de grubun en farklı şarkılarından birisi ayrıca parçaya cok güzel de bir ayar cekmişler düzenlemesi oldukca zekice.

"Severed Ties" ise tüm albümün en indirici şarkısı ve davulcu Asheim ın her türlü kroluğuna rağmen fanı olmak icin bir gecerli neden daha, sırf bu şarkıdaki performansı bile kısmen daha yeni nesil seri ve kondisyonlu adı artık enstrüman dergilerin reklamlarında bile gecen tiplerin alayına gider cekmiş. Grubun Dindar gitaristi ise kısa ve öz bir solo ile ustaca imzasını atmış parcaya.

İnsani ölcülerde değerlendirilebilecek, aynen de grubun tarihi gib eski kafa ve de sanatsal şarkılardan birisi "Not as Long as We Both Shall Live"olmakta.
Hele takır takır döşenmiş cift kros showlara şekil gözüyle bakan varsa bu parça öyle tiplere de birebir. Aralara hunharca yerleştirilmiş kazımaları işe katmıyoruz.
Aslında grubun su andaki kadrosu cok ideal ama solocu dayının ne yapacağı belli olmuyor bu esnada dileğimdir su kadroyla izlemek Deicide hayvanlarını.

Geceye damgasını vuran parçalardan birisi "Angel of Agony" adlı klas şarkı. Nerdeyse bir evvelki albümdeki şarkılara kafa tutacak kadar sağlam ve sanatsal bir alt yapı gaddar vokallerle birlesince böle isler cıkabiliyor ortaya bu grup da kac albümdür bunlarla geliyor.

Adamlar yaklaşık 45 dakka alayına gider yapıp death metal tarihinin en secmece işlerinden birine imza atmış ama hırsını alamamış son bir de The End of the Beginning boyunca ortalığı tarumar etmişler. Bu tip sarkıların gizemi albümün tekrarını sağlamasında diyorum gene.

Grubun sitesi:
http://www.deicide.com/


Chaos Diary - Psycho Circus - Murder King




...::: Hürock-2008 :::...


Ankara`nın en büyük açık hava müzik etkinliklerinden HÜROCK FEST, yaşanan olumsuzluklar, iptaller, engelleme girişimleri vb gibi birçok badirenin ardından sağlamca çıkabilmeyi başarmıştır.. Dünya müzik piyasasında kendini kanıtlamış İngiltere`den ülkemize gelcek olan Anathema`nın yanında, 20 kişilik dev kadrosuyla Almanya`dan Haggard da bizlerle olacak. Türkiye ve özellikle Ankara müzik piyasasında yer etmiş olan TNK, Dreamtone, Tuşe, Nükleer Başlıklı Kız, Knightmare, Ruj, Düşük Voltaj, Astral Division ve Djinn Stylo da bizlerle olacak.

Hacettepe Üniversitesi Rock Topluluğu tarafından düzenlenen HÜROCK FEST 2008, bu yıl Ankara içi ve dışından binlerce kişiye ev sahipliği yapacak. Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampusü'nde yapılmasına izin verilmeyen festival, ANADOLU GÖSTERİ KONGRE MERKEZİ'nin içten katkıları ve desteği ile ANADOLU GÖSTERİ KONGRE MERKEZİ ÜST OTOPARK'ta gerçekleştirilecektir.

...::: Red&Black Rock Fest'08 :::...


Red & Black Rock Fest 2008, 16-17-18 Mayıs 2008 tarihlerinde Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Red & Black festival alanında açık hava festivali olarak gerçekleşecek. Festival, Eskişehirin kültür, sanat ve eğlence hayatına yeni bir değer ve canlılık katarken, bir yandan da Anadolu’da gerçekleşen en büyük müzik festivali olmaya aday İlki gerçekleşen Red & Black Rock Fest 2008, Düşyolu Organizasyon danışmanlığında Main Stage organizasyon ile Eskişehir Belediyesi’nin işbirliğinde rock müzik alanında isim yapmış sanatçı ve grupların katılımıyla on binlerce müziksever ile buluşmaya hazırlanıyor. Festival, Eskişehir Belediyesi Red & Black Anadolu Üniversitesi 2 Eylül Kampüs Karşısındaki festival alanında gerçekleşeçek , KÜRESEL ISINMAYA SAVAŞA KARŞI ! Bugün, küresel bağlamda yaşanan çevre sorunları, tüm dünya ülkelerinin gündeminde ilk sıralara yerleşmiş durumda. Çevreye duyarsız politikaların beraberinde getirdiği küresel kirlilik, hepimizi ortak bir bilinç ve sorumluluk doğrultusunda hareket etme noktasına getirdi. Red & Black Rock Fest 2008’de sanatçılar, müzikseverler, festivale katılan tüm kurum ve kuruluşlar, kısaca konuya duyarlılık gösteren tüm kesimler tek bir ağızdan seslenecek: KÜRESEL ISINMAYA SAVAŞA KARŞIYIZ ! 3 gün süren bir Açık Hava organizasyonu olarak düzenlenen festival, rock müzik severlere, 16 Mayıs 2008 Cuma günü katılımcılarına kapılarını açacak ve 3 gün boyunca sürecek olan festival , etkinlik ve konserlerle Eskişehirlilere merhaba diyecek. Çevreye ve insan yaşamına duyarsız politikalar düzelinceye kadar KÜRESEL ISINMAYA SAVAŞA KARŞIYIZ Demeye devam edeceğiz ! İşte festival kapsamında yer alacak bazı grup ve sanatçılar;

16 Mayıs Cuma : PİİZ,UYA,AYYUKA,GECE,DİREC- T,ÖZGE FIŞKIN,YÜKSEK SADAKAT,TEOMAN,
17 Mayıs Cumartesi : JETON , GÖKÇE, AYDİLGE,DÖRTXDÖRT,GECE YOLCULARI , PENTAGRAM
18 mayıs Pazar : TUŞE,KARNAVAL ,ASLI,MALT ,MANGA,DEMİR DEMİRKAN

Müziğin evrensel coşkusunu ve rock müziğin dinamik ruhunu paylaşmak isteyen, daha güzel, daha mutlu bir dünyada yaşama kaygısını hisseden herkesi Red & Black Rock Fest’e davet ediyoruz. Red & Black Rock Fest’ 2008’de daha temiz bir dünya için buluşuyoruz ! Detaylı Bilgi İçin : www.26rockfest.com
Him-lisch DarkLight-Liste Pagerank MekanRock.Net | Rock ve Metal Toplist