Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
Image Hosted by ImageShack.us


Yazılar

Cenotaph Röportajı

 

  2007 Yılında çıkardıkları 4. albümleri “Reincarnation in Gorextasy” harika bir albüm. Bira’da 2007’nın En’leri Oylamasında yerli gruplarla İlgili tüm kategorilerde birinci olunca da kendileriyle bir röportaj yapmak farz oldu. Karşınızda Batu Çetin ile yapılmış Cenotaph Röportajı...


Grubu genel olarak bilmeyen olmadığı için girizgahı kısa tutuyorum. Batu Çetin kimilerine göre “cool” ve aksi bir kişilik olarak gözükse de kendisiyle yaptığımız röportaj çok samimi oldu. Normalde “konuşmadığı söylenen” Türkiye Piyasası, Cenotaph’ın bugünü ve geleceği dair pek çok konuda sorularımızı yanıtladı. Afiyet Olsun...)

Bira : Öncelikle albümünüz için tebrikler. Albümü çok beğenmiş birisi olarak Türkiye’de ve yurtdışındaki tepkilerin size nasıl geldiğini sormak isterim ?

Batu : Tesekkürler öncelikle gelen tepkiler oldukca iyi su ana kadar tek bir negatif tepki aldığımızı söleyemicem.Özellikle yurt içi ve Amerika ve Avrupadan brutal death metal dinleyicileri tarafından oldukca begenildi. Albüm 2007 nin en iyi 100 albümü arasında gösteriliyor durumdan şikayetçi olamayız, memnunuz sonuctan...

Bira:
Zaten Bira Darkzine oylamasında da yılın grubu, en iyi şarkı en iyi tr albüm konularında herkes kafadan büyük farkla Cenotaph a koştu ve bende bu albümün 2007deki en iyi 100 albümden biri olduğunu düşünüyorum

batu :
Ben dinleyici olarak baktıgımda olaya ve brutal death metal seven biri olarak bu albümde brutal müzik severlerin aradıgı hersey mevcut fikrindeyim. Evde severek dinliyorum ayrıca dinlemekten en cok zevk aldığım parcalar bu albümde ayrıca bize oy veren destekleyen herkese tesekkür ederiz.

Bira : Unmatched Brutality, deathgrind piyasasının bilinen firmalarından birisi ve oldukça iyi grupları var. ( Brodequin gibi...) size verdikleri destek nasıl ? memnunmusunuz ?

Batu :
Evet, brutal death metal piyasasında hatırı sayılır bir sirket ve gruplarını ellerinden geldigince destekliyorlar , seninde dedigin gibi Brodequin , Orchidectomy ,Devourment , Human Mincer ve Guttural Secrete gibi klas grupları bünyesinde barındıran bir şirket, bize verdikleri destek olumlu... Albümü gereken yerlere ulastırdılar ayrıca yurt ici fanlar icin Atlantis Müzikten yayınladık ve Avrupa’ da albüm 2008 de yeniden Grindethic Records England tarafından re-release yapılıcak

Bira:
Süper, Voluptously Puked Genitals’ ın yabancı şirket tarafından re-release edildiğini hatırlıyorum, ve şimdi duruma bakınca, tüm dünyada albüm harika biçimde dağıtılıyor, daha gelişecek yani durumlar...

batu :
Evet, Hammer Müzigin yayınladığı ilk 2 albümü Texas’lı şirket Burning Dogma Records dan yayınlamıstık maryland death fest öncesi ve bir piyasa tazelemesi olmustu bu grup icin. Underground şirketlerle calısmayı seviyoruz. Albümler Death Metal şirket, distro ve sirketlerin mailorder kataloglarında mevcut. Kanada’ dan Amerika’ya, Japonya’dan Avrupa’ya albümlere ulasılması artık cok daha rahat.

Bira :Bu albümün müzik olarak en farklı ve bugüne kadarki en değişik fikir yapısıyla yapılmış Cenotaph albümü olduğunu düşünmekteyim. Brutalite ve teknik olarak pek birşey değişmese de kesin olan bir şey, albümün bugüne kadarki en ezici ve grrove cenotaph riffleriyle donatıldığı... Bu tarz bir fikriniz en baştan beri varmıydı yoksa spontane gelişmiş bir durum mu?

batu :
Simdi dinledigimiz hersey bize etki etmekte ve klasik stilimizi biraz gelistirmek ve yenilemek istedik. Bu tarz slam death metal ve groove death metal riffleri oldukca hosumuza gidiyor ve oldukca ezici riffler. Müzigimize bunlardan serpistirdik ve konser performanslarında oldukca iyi sonuclar alıyoruz, insan dinlerken gaza geliyor bence brutaliteye brutalite kattı. Ayrıca vokal stilimlede oldukca uyum icerisinde oldu bu tarz düzenlemeler. Canlı calarken cok egleniyoruz,  mega teknik calmaktanda zevk alıyoruz ve bu tarz ezici groove ögeleri calarkende... Bu stille Türkiye’de Slam Death denen olayın daha yaygınlasıcagını umuyorum ilerki senelerde.

Bira:
Evet vokiller hakkaten harika, özellikle Bowel Eviscreated... daki o vokaller ilk dinlediğimde "işte budur ulan" dedirtmişti direk, harika vokiller içinde bir kez daha tebrik etmek isterim
batu
Tesekkür ederim . Bu stil rifflerde vokal yapmak ve vokal düzenlemelerini oturtmak oldukca zevkli hem dinliyen hemde söyleyen icin...

Bira ; Albümde yine kadro değişikliği oldu, Goremaster gitti, Barbar Sem geldi, bu arada Coşkun gruba geri döndü. Bu arada sonradan davula Çağlar geçti vs vs... Bundan sonra kadronun oturduğunu söyleyebilirmiyiz ?
batu
Bu son kadromuzdan ben oldukca memnunum cünkü her eleman gruba tam olarak oturdugunu düsünüyorum. Bu 94 den beri en ideal kadromuz bence. Teknik ve calma kapasitesi ve entsrumanlara hakimiyet acısından bu son kadro ile yaklasık 2 senedir birlikteyiz. Herkez birbirini iyi tanıyor ve tamamlıyor. Albümü Barbar Sem le (Semih Örnek ; Ravenwoods/SelfTorture) kayıt ettik.Oldukca iyi bir davulcu kendisi ve bize her zaman yardım etmeye hazır, hayatındaki ve yeni isindeki yogunluktan dolayı son 1 bucuk sendir Caglar Yürüt’le calısıyoruz. Kendini cok gelistirdi ve gruba cok hızlı adapte oldu. Bir sonraki yapacagımız albüm icin bu kadroyla simdiden heyecanlıyım...

2005 te FTC ile Cenotaph’ın yurtdışı konser seferine resmen başladı. Çek Cum. ve Ukrayna’da, Maryland Deathfest.’te alemin kralı denecek pek çok grupla beraber çaldınız. Bu süreçte bazı tur haberleri vardı, güney amerika turnesi gibi... Sanırım o dönemde başka sebeplerden beri gerçekleşmedi.İlerde yeni tur projeleri var mı ?
batu
Evet, Brezilya’ ya, Güney Amerika’ya bizi getirebilmek icin cok ugrastılar. O dönemde ve halen de aynı kisiler getirmek icin ugrasıyor. Brutal Assault Fest.’ den sonra bahsettiğim Sem.’ in yeni isi ve Basar ve Cihan ın o dönemdeki okul yogunluklarından dolayı bu turu askıya aldık  ama umuyorum gidicez oralara bi gün, kesin iptal etmedik turu... Simdi isler yine yoluna oturdu sayılır ve bu yaz Rusya ve Balkan ülkelerini kapsayan bir mini-tur projemiz var ve bir kac organizatörle kontaktayız.  Bakalım zaman ne göstericek. Bize ve onlara uyan teklifler ve sartlar uygun olursa halledicez
Bira:
Güzel haberler bekliyoruz
batu
Eyvallah...

Bira:
Peki Batu’nun tekrar Türkiye ‘ye taşınması grubun yurtdışı faaliyetlerindeki aktifliğini azaltabilir mi? Sonuçta Avusturya ‘daydın ve orada bazı şeylerin Türkiye’ye göre daha kolay yürüyebileceği gayet olası...
batu
Aslında su an gruba cok daha fazla vakit ayırabiliyorum ve birbirimize cok daha yakınız, basscımız Coskun’la İstanbul’da aynı evi paylasıyoruz. Bu durumun yeni albümün yazımı asamasında cok daha faydalı olucagını düsünüyorum. Yurt dısı konserlere gelirsek... Aslında degisen pek bisey yok Türkiye den de bu isleri kolaylıkla takip edebiliyorum, sadece Cenotaph karagahının yönetim merkezini Avusturya’dan Türkiyey’e tasıdım. Dediim gibi, isleri yoluna koyduk zamanla yurt dısı konserleri artacak yine. Zaten yeni albümden sonra tur ve konser tekliflerinde ciddi bir artıs oldu bunun güzel sonuclarını görücez umarım ilerki aylarda...

Bira:
Yurtdışı-Tr demişken şimdi aklıma gelen bir soru ; Türkiye de ve Yurtışında şirketlerle çalıştınız, çalışıyorsunuz, içerdeki ve dışardaki şirketlerin temel farklılıkları neler, yani neden bir türk şirketi gruplarını dışarda iyi pazarlayamıyor sence ?

batu
Simdi öncelikle Amerikan şirketlerle calısmamızın esas nedeni Brutal Death Metal piyasasının kalbi Amerika’da atıyor ve ordan cıkıyor hersey ve yurt ici bir şirket istedigini yapsın, reklam ve dagıtım bazında oralarda onlar kadar etkili olamıyor. Bizde bu yüzden yabancı sirketlerle calısıyoruz. Kendileri dagıtım ve satıs stratejilerini cok daha iyi biliyorlar, yerli sirketlerden grupların ne istediklerini daha ii biliyorlar zaten şirket elemanları brodequin elemanları ve aynı trendeyiz
yani grubun ne istedini bizden iyi biliyorlar.


Bira:
Bunun dedikodusu vardı : Dvd geliyormu ? Ne zaman ? Nasıl ?
batu
Elimizde yurt dısı konserlerin videoları var  fakat dvd kalitesinde degil.
İyi kayıt edilmis, soundun cok anlasıldıgı bir konseri dvd yapmak istiyoruz Bu proje hala kafamızda. Belki 15 . yılımızda “15 years of Pure Gore” adı altında bisey cıkabilir. Basarın deliliklerine yer veren extra bir section cok tasak olabilir dvd de. Stand up komedi yapanların hepsinden daha komik cünkü hasstaa... (burada extra muhabbetler var ki, çok hastalıklıydı fakat konu dışıydı, kayıt dışı kaldı...)

Bira:
Hahaaa, işte o zaman çok şık olur, beklemek lazım, o zamana kadar konserlerde katliamla idare edicez,  Albümün Türkiye’de çok uzun süre beklendiği ve herkesin, albümün daha erken çıkmış olması gerektiğini pek çok kişinin söylediğini biliyorum. Neden işler bu kadar gecikti?
batu
Albümü biz cok erken bitirip teslim etmistk gecikme Unmatched Brutality den kaynaklandı. Onlar sonunda Agustos 2007 de yayınladı ve daha sonra Atlantis i beklemeye basladık. Tabi bu sürede albüm nete coktan yayılmıstı. Sonucta sikayetci değiliz, parası olan orjinalini alsın olmayan netten ceksin. Yayılması bizim icin daha önemli. Gecikme bizden kaynaklı olmadı, biz cok erken sürede
teslim ettik şirketlere albümü. Şirketleden kaynaklanan bi gecikme yasadık bu durum icin üzgünüz

Bira :Yeni albüm için Batu’nun meşin kırbacı gitaristler üzerinde şaklamaya başladı mı ?
batu
Gitaristler sırt agrılarından sikayet etmeye basladılar. Sırtda odun kırma seansları basladı hahaha saka bi yana...
Bira:
Ahahah
Bira:
Yokedici Batu Çetin !
batu
...elimizde iskeleti olusmus parcalar var ama henüz  tam anlamı ile parca yazım asamasına baslamadık. Önce Reincarnation ın Promosyonunu gerektiği gibi yapıp 2008 yazında yeni parcalara yavastan bakmak istiyoruz.  Duyduğum riffler oldukca öldürücü... Simdilik zamanı geldiğinde odun kırmaya baslıcaz. Yine dediim gibi acele etmek istemiyoruz ayrıca üzerimizde bir zaman kısıtlaması yok. 5. albüm olucağı icin oldukca özel bizim icin...  Güzel seyler olucagına eminim, bu kadroya cok güveniyorum...

Bira:
Anladım, peki lirik mevzularına girelim  ; Humanity Needs More Gore ! Bununla birlikte Cenotaph ekibi Gory lirikler dışında çalışmayı düşünüyor mu ? Yoksa “kesimhanelerde gaza getirme seanslarına devam mı ?”
batu
Aslında Reincarnation da son 2 senedir yasadım ruh hali icinde oldugum lirikler ve sözler yazdım. Liriklerin icinde gizli mesajlar seklinde var, bunları yazdığım hikayenin belirli kesimlerine sokusturuyorum dikkatli okuyanlar anlıyabilirler...
Bira:
kesinlikle anlıyorum....
batu
Kisisel sözler seklinde degil fakat o senelerde ruh halim nasılsa sözlere bir sekilde akıyor... İzlediğim haberler veya izlediğim filmler veya kafamdaki düsünceler... Şarkı sözü yazmayı seviyorum, 5.albümde bakalım aslında kafamda olusmus ve aklıma gelen konseptler var simdiden. Hasta beynim beni artık nereye götürürse o yönde yazıcam...

Bira:
Ahahah tamamdır, beklemek lazım, 5. albüm 5 parmak diye şaklayacak durumları var hissettiğim kadarıyla , eski tarz bi mavzuya gelelim : Ülkemizin “bazı büyük müzik otoriteleri”, b.k atıcıları ve hiç bir iş yapmadan oturdukları yerde kendisine ağam paşam muhabbeti yapılan köhne zihniyet albüm sonrası çalışmaya devam ediyor mu ? Puked Genital Döneminde bir davulcu kişinin oturup tüm albümü metronomla  dinleyip sonra “bu albüm drummachine” dediği gün gibi aklımda. Bokthrowerlar dan naber ? Yoksa artık susmayı kabul ettiler mi ?
batu
Simdi su son zamanlarda yerini daha farklı bi boyuta bıraktı...
Bira:
Merak ettim ahaha
batu
Biz buna Puked Genital ciler diyoruz. Her albümü Puked’la kıyaslayan tayfa var. Öncelikle biz Puked Genital gibi bir albümü hadi bir daha yazalım die kasmıyoruz bu bilinsin...
Bira:
Puked bencede çok klas bir albüm, belki de her albümü farklı olan Cenotaph’ ta tayfa böyle bir gaz içinde belki....
batu
O albüm o dönemde o kadroyla yapıldı ve bir daha yapılmayacak...
Bira:
Ama her albüm Puked gibi olsa ben ne anladım o işten, o da ayrı bi durum
batu
...ve su anki stilimiz farklı ve bu tarz calmaktan hoslanıyoruz. Örnek vericem yanlıs anlasılmasın mesela Deeds of Flesh her albümde aynı ve artık kabak tadı vermeye basladı ve eger bizde Puked gibi yapsak her albümü, ne dinleyenin ne de benim ilgimi ceker
Bira:
bak bunu, Deeds e bok atıyolar diye algılayacaklar olur, aman diyim belli olmaz :P

batu
İnsanların bizi anlaması lazım biz Brutal Death metal calmaktan zevk alıyoruz ve her yeni albümde yeni birkac elementi müzigimize katmak istiyoruz bu durum C. Corpse icinde gecerli, adamlar bence Vile dan beri sürekli yanı seyleri yapıyolar. Dinleyiciye kabak tadı vermek istemiyorum ben, sahsen her albümde aynı boku yiyen bir grubu bir süre sonra takip etmekten sıkılıyorum
Bira:
bende, aynı şekilde...
batu
Umarım mesaj alınmıstır...

Bira:
heheh, umarım alındı...
batu
Ben kimseye bok atmıyorum, sadece her albümün farklı tadlar icermesinden yanayım hepsi bu Brutal sınırlar ve konsept icerisinde bu sekilde devam edicek bizden baska bir Reincarnation albümü veya Puked beklemeyin bir sonraki umuyorum yine farklı tadlarda olcak. Ben bu sekilde seviyorum.
Bira : Stüdyo Zoo’dan, 1994 ten başlayıp bugüne kadar gelinen süreçte 4 albüm kaydettiniz ve geriye dönüp baktığınızda sıralayabileceğiniz “en beğendiğiniz şarkılar” listeniz olduğunu tahmin edebiliyorum... Bizle paylaşsanız diyorum ;)

batu
Benim kisisel  zevklerim zaten playlist de yer alan parcalarımız. İlk albümden Less than’ i ve Different Dimensional ve Source of Suspicions ı
batu
2 den Mutilated Genitalia, Verbalized ve bikac parcayı daha...
batu
3 den, Pseduo dan, Stabbed Faces Goremented ve Compulsive, Bloody Autopsy Table
batu
4 .albüm cok zor gercekten cok sevdiim parcalar var Horrific , Human Flesh Wax, Third Page, Bowel Eviscarated...
batu
...sevdiklerim cok , 4. evet sen sevdiim albüm .su an icin
Bira : Son sorum ; son 1 - 2 yıl içinde ülkemizde Death Metal/Death Grind piyasasında ufak sayılmayacak bir kıpırdanma var. Bu hareketlenmeden iş çıkar diyormusun ? Ve bu noktada TRDM gazını da ufaktan vermek gerekiyor fikrindeyim...
batu
Gercekten süper gelismeler yasanıyor artık. Özellikle Death Metal ve Brutal Death Metal ve Grindcore grupları harika ürünler yayınlamaya basladı. Bu, piyasamızın artık yavas yavas oturdunun göstergesi. Bunları TRDM olusumu  altında topladık. (Bira : TRDM ; Turkey Death Metal ın kısaltması olan bir topluluk. İlgilenen herkes için adresi :  http://www.myspace.com/turkishdeathmetal) kesinlikle eskisine göre cok iyi ilerleyen yıllarda TRDM grupları hakkında cok duyucak insanlar...
Bira:
ewet, bende inanıyorum buna
batu
...Decaying Purity, Carnophage Nettlethrone, Sakatat, Ketum, Rigor Mortis...
Bira:
eskiden bişeyleri takip etmek ve yaratmak zordu ama şimdi dünya ile daha içiçe gruplar ve iyiye gidiyor bencede
batu
...herkez biseyler üretiyor, bu harika, kapasitemiz var ve bu şirketlerin de ilgisini cekicek ilerki senelerde. Brutal Death Metal piyasasının cok daha iyi yönde gelisicegine eminim. Ölürsem gözüm arkada gitmicek...
Bira:
ahahaha
batu
...15 senelik cabalarımız mevvelerini veriyor
batu
Tam gaz devam.
Bira:
Eyvallah, aslına bakarsan Türkiye’de de hakikaten pek çok eleman, yeni nesilden pek çok kişi Cenotaph ı kendine örnek grup olarak alıyor ve bu sizin içinde gurur verici olsa gerek...
batu (röp dayım ltf sonra yazın):
Ankaralı gruplara güvenim zaten sonsuz ve diger illerden de... İstanbul ve İzmir den de artık harika Death Metal grupları cıkıyor. Bu durum gercekten sevindirici ve gurur verici, bizden cok daha iyi noktalara gelicek gruplar eminim, biz sadece baslangıcı yaptık bunun devamı gelecek, herkez elinden geleni yapıyor, bunu cıkan ürünlerden görmekteyiz, her gruba elimizden geldigince yardım ediyoruz.
Bira:
Evet, ürünler çıkıyor ve bu ürünler yurtdışından çıkmaya da başladı, bencede gidişat iyiye doğru
batu
Dediim gibi patlamaya hazır bir boma su an TRDM ve Amerikalı gruplardan hic bi eksigimiz yok, Death Metale ruhtan inanan her grup kazanıcak 

Bira:
Ahah doğru, eyvallah Batu, Teşekkür ediyorum bu güzel rop. için, son olarak eklemek istediğin bir şey varmıdır ?

batu
Bu güzel röportaj icin tesekkür ediyorum ve röp ı okuyanlar TRDM myspace sayfamızı kontrol etsinler Türkiye’den harika gruplar cıkıyor artık.
batu
Herkez desteklesin yoksa uykuda gelip keserim hepinizi 
Bira:
Zuhahahaha
batu
TRDM rulezz...
Bira:
TRDM RULES !  eyvallah, teşekkür ediyorum...

Odious Mortem - Cryptic Implosion Albümü Kritiği

 

  Odious Mortem – Cryptic Implosion Albümü Kritiği

Kaliforniyalı efsane grup Odious Mortem’ın 2007 albümü Cryptic Implosion’ın Bira’da kritiklenmemesinin küçük bir hata olduğu ve bu hatanın giderilmesinin şart olduğu aşikardır. Bu aksaklık için kendi kendimizden özür diler ve olaya geçeriz.

Benim gözümde şimdiden efsane olmuş bu hayvan heriflerin Unique Leader’dan çıkmış ilk albümleri ben ortadan ikiye yarmış geçirmişti, bununla birlikte bu albümün ilk albüm olan Devouring the Prophecy’den de hayvan olması beni “ulan daha nereye kadar eşşek sıpaları siziiii” şeklinde dertlenmelere götürdü. Albüm Willowtip Recs. dan çıktı (Neurotic ve Willowtip, Unique Leader’ı yalan etti resmen) ve grubumuzun bu hayvanatlığı yaratan kadrosu :
Anthony Trapani - Vocals
Dan Eggers - Guitars
Joel Horner - Bass
KC Howard – Drum    şeklinde... 

Albümün şarkı listesi :

1 Fragmented Oblivion
2 The Endless Regression of Mind
3 Dysmorphic Avulsion
4 Vile Progeny
5 Conjoint Species
6 Nux Vomica
7 Gestation of Worms
8 Subcortical Desiccation
9 Domain of the Eternal Paradox
10 Collapse of Recreation

Şarkıların hepsini bu kritikte teker teker irdelemek istemiyorum. Fakat girişteki Fragement Oblivion şarkısının direkman adamı mezara soktuğunu söylemek lazım. Kayıt hayvanlar gibi. Cidden süper bir sound elde etmişler.Tonlar acayip sıcak ve müziği çok güzel desteklemiş. Teknik Brutal Death Grind mevzusunun dünya üzerindeki en iyi örneklerinden birisi diyorum. Kayıt Zack Ohren tarafından Castle Ultimate Studios ortamında yapılmış.

Elemanların müzisyenlik hayvanüstü, gitarist abimiz Dan Eggers zaten süper bi eleman,riffler ve sololar eşşek gibi. Decrepit Birth’ün yeni şarkılarında görülen “Necrophagist naapmış lan öyle” etkisini daha az ve daha güzel yedirilmiş biçimde algılamak mümkün. Şarkıların her biri albümün en iyi şarkısı olabilecek biçimde yamulttu beni. Albümde boş şarkı felan yok. Her biri hayvanlı sanat eseri kıvamında kahredici ve ezici. Ayrıca son şarkıdaki solo da Muhammed Suiçmez’e selam gönderen cinste, aynı kalitede... Direkman tavsiyemdir nacizane. Bu yılın en iyi 3 5 Death Grind albümünden birisi.

Cenotaph – Reincarnation in Gorextasy Albümü Kritiği

 

  Cenotaph’ın tüm memleket semalarında büyük merakla beklenen 4. albümü Reincarnation in Gorextasy memleketimizde ilk kez Bira Darkzine civarlarında sizler için dinlenmiş ve kritiklenmiştir.Hayırlı olsun.
Sadece ülkemizde değil,tüm dünyada da death-grind tayfasının beklediğine inandığım bu albüm Unmatched Brutality Recs. Etiketi ile U.S. ve diğer ülkelerde piyasaya çıktı, ülkemizde Atlantis tarafından basılacak albüm (artık basılsa iyi de olur açıkçası...) 8 şarkıdan oluşmakta

1.Horrific Realm of Gorecstasy 03:17
2.Vomiting Psycho Intent 03:49
3.Third Page 02:16
4.Unsaturated Cunt 02:39
5.Bowel Eviscerated Nympho 02:48
6.Inner Mass Decay 03:03
7.Human Flesh Wax 03:44
8.Necrocannibal Tribes 04:09

Grubun kadrosu ise
Batu Çetin – Vokill
Cihan Akün – Gitar
Başar Çetin – Gitar
Coşkun Kaplan – Bass
Semih (Barbar) Örnek – Drums

Şeklinde vuku bulmakta. Albüm kadrosundaki mühim değişiklikler hepimizin malumu Goremaster’ın gidişi ve eski gitarist Coşkun’un bassçı olarak gruba dönmesi. Tüm fanlar,fan olmayanlar,hatta ceno için içten içe fesatlık hissedenler,icraatsız takılıp sonra da gruba b.k atanlar için süper olan şey ise albüm “eşşek gibi”. Yani herkes eskiden neler hissediyosa aynen hayatlarına devam etme şansına sahip.

Albüm Horrific... parçası ile öküz bi giriş yapıyor ve acımasız blastlar,teknik riffler kolbireği şeklinde ziyafet sunmaya başlıyor direkman.Albüm, ilk şarkı itibariyle söylemek gerekirse yer yer “bilerek ve isteyerek frene basılmış ve ezici groove rifflerden oluşmakta”. Sonuç gerçekten harika.Klasik ceno tekniği kendini göstermeye devam ediyor ve 2.20sn itibari ile bugüne kadar hiç olmadığı kadar ezici bir hal alıyor.

Vomiting Psycho Intent dümdüz etmeye devam ediyor ve albümde sıkça kullanılmış olan “öküzsel giriş-daha öküzsel groove riffler” formülünü kullanıyor. Şarkının 3.49luk süresi içinde ne bir filler riff var nede eksik gedik. Fakat öle bir bölüm varki tesadüf eseri yine 2.20sn de giren çok hasarşinas bir gaddarlık bölümü şeklinde kendini gösteriyor.Of diyorum, ekol bir fade out ile bitiyor şarkı ve full katliam havasını ciğerinize çektiriyor.Vokaller felan hayvan üstü,Batu master yine döktürmüş vokillleri...

Adını sevgili gazetelerimizin katliam,kan vahşet ve cinayet dolu haberlerinin bulunduğu yerden alan 3rd Page ismine yakışan biçimde bir katliam olmuş.Yine yavaşlayan,mid-tempoya arada bir dönüş yapan artificalların bol bol gözlendiği ve gitarların resmen kuş gibi öttürüldüğü gaddar bi şarkı. Bence albümün en hayvan bikaç şarkısından birisi.

Sevgi ve neşe ile beynimizi dağıtmaya aday olan Unsaturated Cunt full blastlar ve hayvanlar gibi baskın giden vokalleriyle çok beter döşüyo. Mid tempo ağır riffler ve Barbar’ın kickleriyle çok pis boyun ağrıtan cinsten gdiyor şarkı ve dinlerken elemanın grindları,blast beatleri ne kadar rahat,peynire-ekmek kıvamında rahat döşediğini hissediyosunuz.

Bowel Eviscerated Nympho çok pis veriyo neşeyi ve albümde Batu masterın bence en öküzsel vokilleri döşediği şarkı.Çoook gaddar gidiyo eleman, Bi yerden sonra demekten sıkıldığım şekilde ezici gaz riffler ve extradan albümdeki en teknik rifflerden bir demet,sevgi ve neşe dolu bu albümde beyinlere dinamit lokumu şeklinde geçirilmiş.

Şarkının giriş riffinin kısa süre için bana Cannibal tadı verdiği Inner Mass Decay ardından bilindik ceno gaddarlığına geri dönüp full grind a bağlayıp çok hasta bir şarkı ortaya koyuyor. Bu şarkıların konserlerde yaratacağı infial ortamını herkes görmeli derim. Bu şarkıda albümdeki en klas şarkılar listemde şahsen...

Ve nihayet tüm ceno fanlarının ve fan olmayanların internette myspace sayfalarında tanışmaya nail oldukları Human Flesh Wax... Zaten bu kritiği okuyan herkes dinlemiştir şarkıyı.O sebeple çok fazla birşey sölemek istemiyorum.Benim için albümün en iyi şarkısı.Teknik riffler, biçer döver kıvamında ağır riffler ve sonuç kesimhanelerde bu sene max. verimlilikte çalışmayı sağlama garantisi...

Albümün son şarkısı Necrocannibal Tribes yavaş yavaş girip dan dan diye beyninizde patlayan davullar ve gitarlar şeklinde gelişip albümün sonunda selamı çok pis biçimde koyuyor. Eşşek gibi gaz bi şarkı, bizde kondüsyon bitmez, daha 20yıl beyninize talibiz mesajını veriyo elemanlar. Albüm için harika bir bitiş.Tekrar başa alıp devam edin...

Cenotaph bu albüm ile bugüne kadar sahip olduğu benzersiz klas rifflerine yeni bir bakış açısı daha ekleyerek daha ezici ve groove riffleri koymuş bu albümde ve önümüzdeki yıllarda konserlerde oluşacak moshpit ortamlarını şimdiden düşünüp acayip gaza geliyorum. Goremaster’ın gidişi ile davullar biraz daha düz olsada (kaldıki yeni style rifflerinde çok etkisi var bence bunda) Semih Örnek, namı-ı diğer Barbar (Self Tortutre,Ravenwoods) müthiş davullar döşemiş. Sound bugüne kadar bu ülkede yaratılmış en iyi sound ve “bir deathgrind albüm için tasarlanmış bir sound”. Yani bir stüdyoya girip ordaki fix sound ile kayıt yapmamışlar.Olayı aşmışlar bu konuda.

Suffocation,Dissection,Vader,Deicide ve pek çok hayvani gruplar sahneyi paylaşan ülkemizin tartışmasız en önemli sert müzik grubu, bu albüm ile çok daha fazlasını yapacaktır diye düşünüyorum. Herkes bu albümü almalı diyorum. Ülkemizde 2007nin tartışmasız en iyi albümüdür.  Herşey harika !!!

 

Deadborn - Stigmata Eternal Albümü Kritiği

 Eski Necrophagist elemanları Deadborn grubunu kurmuştur ve Death metal yapmaktadırlar.Dolayısı ile kritiği burada bitirmek normal ve yeterli bir anlatım olacaktır. Elemanlar Massacre Records etiketi ile çıkaracakları bu debut albümlerinde şu kadro ile boy göstermekte :

Mario Petrovic - Vocals
Slavek Foltyn - Drums
Jan Maier - Bass
Jo Morath - Guitars

Albüm 8 şarkıdan oluşuyor. Şarkı Listesi :

1- Pain is God
2- Coma Time Code
3- Malformed Magnificence
4- Progressive Paralyze
5- Negative Reinforcement
6- Back to the Blackness
7- Stigma Eternal
8- The Crack of Doom

Albüm açıldığında insan otomatikman bi necro havası hissetmeye çalışsa da elemanlar bu tuzağa düşmeden kendi stilleriyle olaya girmişler.Çok hayvansal müzik.Gayet teknik diyarlarda boy gösteriyo elemanlar ve buna rağmen necro da yada bu tarz teknik gruplarda görülmeyen bir yoğunlukta karanlık bir yapıda takılıyorlar. Bununla birlikte sololarda referans verdiğimiz hadiseyle bir olmuş elemanlar, adeta “ya Muhammed” demişler. Albümde şu şarkı diğerlerinden iyi demek bence zor. Dördüncüye dönüyo albüm.Yok abi kötü şarkı yok valla.Ama bir adım öndeki favorilerim 2.4.6.7. Bi de son şarkıdaki solo artık had safhada necro style olmuş ama süper olmuş. Albümde sevemediğim toplam da 2 3 tane riff var,acayip kasmışlar rifflere. Bu arada kayıtta harika. Basslar davullar birbirine geçmiş ama aynı zamanda inanılmaz net duyuluyor. Gitarları az biraz geriye çekmişler ki çok daha iyi olmuş. Kayıt Epitaph albümünün yapıldığı mekanda yapılmış ki hiç şaşırtmıyor.

Sonuç olarak acayip kaliteli çalınmış ve elemanların geçmişleri etkisiyle de çok sağlam referanslar barındıran çok iyi kayıtlı bir albüm. Necrophagist demek istemiyorum ama ister istemez benzetiyorum. Yanlız Muffy’nin projeye göre daha karanlık bi müzik ve daha az teknik/daha azdırıcı şeklinde gidiyor.Direkman osurtmuş elemanlar.Her death metal sevdalısı gence tavsiyemdir.Herkes almalı dinlemeli. Gelirse orjinallerinden döşemek lazım direk.
(Not : 2007’de çıkan kötü albümleri not alın. Kalanların hepsi efsane valla.Noluyoz lan bu sene...)

Soilwork - Sworn to a Great Divide Albümü Kritiği

 

  Soilwork - Sworn to a Great Divide Albümü Kritiği

Bir dönemler Melodik İsveç Death Metal’i kavramı ortalığı kavururken (95-99 dönemleri) Soilwork bu yılların en popüler gruplarından birisi değildi kesinlikle. Bununla beraber kalitesi her daim ortada olan grup, Natural Born Chaos albümü ile resmen patladı ve bu albümdeki stilini kendine esas alarak ardı ardına başarılı albümler çıkardı. Bu arada bahsi geçen albüm itibari ile Soilwork’ün Death Metal ile hiç bir alakası kalmadığını söylemek yararlı olucaktır zira bu gruba Death Metal grubu gözüyle bakarsak albüme küfürleri basmamız gerekir. Sworn to a Great Divide güzide grubumuzun 7. albümü ve albüm Nuclear Blast etiketiyle grubun çıkardığı 5. albüm. Grubun kadrosu :

- Bjorn “Speed” Strid – Vocs.
- Sven Karlsson - Keyboard
- Daniel Antonsson – Guitars
- Ola Frenning - Guitars
- Dirk Verbeuren – Drums
- Ola Flink – Bass

Albümün şarkı listesi :

1.Sworn To A Great Divide
2. Exile
3. Breeding Thorns
4. Your Beloved Scapegoat
5. The Pittsburgh Syndrome
6. I, Vermin
7. Light Discovering Darkness
8. As The Sleeper Awakes
9. Silent Bullet
10. Sick Heart River
11. 20 More Miles
12. Martyr (bonus)

Albümün ilk şarkısı isim şarkımız olmakta, elemanlar çok sevdikleri gitar-davul/kros kardeşliği ile olaya girişmekteler. Elemanların oturmuş stili nakaratlarda vuku bulmakta her zamanki gibi. Kendi içinde tempolu bi şarkı ve şahsi fikrim elemanlar kendilerini tekrar etme durumuna girmişler malesef. Yine de her zamanki harika soloları ile götürüyolar elemanlar olayı.

İkinci şarkımız, internette dinleyip bizi mide kramplarına götürmüş olan Exile. Açıkçası şarkıyı tek olarak dinlediğimde bi kere bile beğenemedim, hiç bi güzel tarafı yok demek istiyorum.Bununla beraber albümün bütününde nedense o kadar kötü durmamakta.(Hala inanamıyorum nasıl oldu.) Slow-Mid tempodiyarlarında gezinen, bence elemanların vasatlaşma sürecine girdiklerini gösteren bi şarkı.

Breeding Thorns ise bir cep operatörümüz gibi “oh be“ dedirtiyor bana. Hakkaten beğendim şarkıyı. Melodik gitarlar altında Soilwork aksakları ve ardından gelen güzel riffler ve vokaller neşe kattı bana. Albümün bana göre en güzel şarkılarından birisi.

4. şarkı Your Beloved....  Bilinen kesik gitarlar üstüne vokaller şeklinde gitmekle beraber bassları altları çok güzel doldurmuş. Elemanın vokaller bu şarkıda daha güzel yazılmış diğer pek çok şarkıya göre.Şarkının soloyu da beğendiğimi söyleyip The Pittsburgh Syndrome a geçiyorum ve oralarda neyin sendromu var apçoolu demek istiyorum. Bu şarkıyı da netten dinledik ve Exile’ı ne kadar sevmediysem bu şarkıya da o kadar hasta oldum. Full speedler,eşşeksel kikler, her türlü neşe veren cinsten. Hızlı nakarat felanda çok güzel olmuş. Soloya zaten  hastayım. Çok güzel şarkı kesinlikle.

I Vermin şarkısı ise bol klavye sosuyla kötü bir giriş yapmakla beraber hafiften heavy-trashimsi bir riffle olayı toparlayıp sonra tekrardan Soilwork stiline geri dönüyor. Mid tempo bir şarkı ve aslına bakarsanız albümün parlak şarkılarından değil. Beğenmedim...

Light Discovering ise hafiften Hypocrisy kokan bir melodiyle giriyor ne güzel diyip, bass-davul-vokal üçlüsüne bağlayıp tempoyu iyice düşürüyor. Bu tarz şarkılara gıcık felan değilim ama Soilwork’ün bu formülde yazdığı daha iyi şarkılar var demek lazım. Yine de şarkının nakarat melodisi çok güzel ve vokalist acayip sölüyor nakaratta diyelim ve sıradaki As The Sleeper.... şarkısının enerjik vokal yazılımı ve mid tempodan 90ların sonundaki Melodik D.M. dönemine göz kırpan bölümlerine sevgiler sunalım. Güzel bir şarkı. Nakaratta tempo illaki düşmekle beraber çok daha güzel bir şarkı albümdeki diğer şarkılara göre.Bence en iyi 1 2 şarkısından birisidir bu albümün.

Mid-tempo manyağı olduğumuz albümde Silent Bullet yer yer 80ler tribinde bir hava verdi bana, solo felan iyi güzel ama bence dolgu bir şarkı olmuş.Sick Heart River çok daha helalli bir şarkı bence. Güzel bir arpej üzerine giden ritmi çok beğendim, kesik riffler ve bilinen şarkı formülleri bu şarkıda daha iyi sonuç vermiş. Güzel olmuş bence. Herif vokalistliğinin zirvesini bulmuş diyecem kanımca...

İlk anda kötü şarkı diyesim gelen 20 More Miles 2.riff itibari ile güzel bir albüm kapanışı olageliyor bir anda. Zaten bu heriflerin her albüm bitişi güzeldir derim.

Albüme genel olarak baktığımızda çok fazla mid-tempo olayına girmişler ve “standart prosedürleri uygulayalım” mantığında bir albüm olmuş. Fanlar sever. Kalanlar sevmez diyorum. Olaya Death Metal olarak bakmayıp grubu kendi içinde değerlendirmek lazım diyorum ve “Brutal Değil Albüm, vs vs...” gibi yorumlara gerek yok diyorum. Kayıt süper olmuş. Daha agresif olsalarmış bu albümde daha iyi olacakmış ama fanlar için olaya devam etmek mümkün...

Son olarak Stabbing The Drama > Figure No. 5 > Sworn..... der fikrimi belirtirim....

Decrepit Birth - Diminishing Between Words Albümü Kritiği

 

 SAT_WEB'DEN SEÇME YAZI

 

  Bu yılın ilk ağır bombası Decrepit’ten geldi, hayırlı olsun. İlk albümlerini dinleyip hastalık yaşamayan death-grind fanı yoktur kanımca. And the... albümü ile elit gruplar arasındaki yerini çatır çatır alan biraderlerimiz bu albümler olayı az biraz farklı bir boyuta taşımışlar ve çok daha organize, düzenli ve psikopat rifflerle olaya girmişler. Grubun kadrosu :

Bill Robinson - Vocals
KC Howard - Drums
Matt Sotelo - Guitars
Dan Eggers - Guitars
Joel Horner – Bass   

    isimlerinden oluşmakta ki Dan Eggers, KC. Howard ve Joel Horner, Odious Mortem’ın son albümünde de çalmışlardı ki 2 grubun ne derece içiçe olduğunu görmek burdan mümkün. Bu iç içelik durumu albümde devam etmiş. Şarkı listesi :

01. The Living Doorway
02. Reflection of Emotions
03. Diminishing Between Worlds
04. Dimensions Intertwine
05. The Enigmatic Form
06. A Gathering of Imaginations
07. Through Alchemy Bound Eternal
08. ...And Time Begins
09. Awaiting the Unending
10. Essence of Creation
11. The Morpheus Oracle

İlk şarkı olan “The Living Doorway” itibari ile grubun müziğinin ileriye gittiğini görmek lazım. Hızlı giriş, agresif rifflerle yüklenme yerine çok daha olgun ve çok daha ezici bir moda girdiklerini görmek mümkün. Odious Mortem/Decrepit Birth a.ş. olayına damardan girmiş olmaları bir miktar etkisini gösteriyor bence. Bununla birlikte ilk albümdeki stillerini yine hissetmek mümkün. Arada durma/yavaşlama bölümlerinde elemanların “zararlı müzikal alışkanlıkları” muhteşem müzik bilgileri ve enstrumantal kabiliyetleri ile zirve yapmış. Gitarist ikilisinin soloları çok feci. Çok feci bir albüm girişi bence, ilk şarkı itibari ile “beyninizi yormaya geldik” diyor elemanlar.

Reflection os Emotions, şarkı girişinde bastıkları notalar ve o fade in ile bana Florida nın eski yüce teknik death gruplarını hatırlattı.  Bazı rifflerde grup ilk albüme göre daha anlaşılır, daha az kompleks riffler seçmiş olsa da, yer yer çok daha ağır ve kastırmacalı bir olaya giriyor. Bu şarkının solo düzenlemesi hakkaten balyoz gibi indi beynime. Özellikle KC Howard’a aslan payı vermek lazım ki, çok feci bir değişkenlik yaşatıyor arkalarda bir yerlerde...

Albümün isim şarkısı, Death’ten Cynic e pek çok farklı diyarda Teknik Death Grind’ın sentez ve uygulamaları şeklinde gidiyor. Albümü kesinlikle ilk albüme göre daha çok sevdiğimi anlıyorum. Dinlemeniz lazım diyorum ve sıradaki boruya geçiyorum. (Albümün en hayvan şarkılarından birisi bu şarkı bence)

Dimensions Intertwine ise beni de zorlayan, “Decrepit hakkaten değişik olaylara girmiş ama iyi mi yapmış” dedirten bir riffle şarkıya başlanmış, ama sonradan albümün alışacağınız yüce kalitesine ulaşılmış. Bu kadar iyi müzik karşısında saygı ile eğiliyorum.
The Enigmatic Form, benim gruba ısmarladığım, şöle olsun böle olsun diye tarif ettiğim bir şarkı. Yani eğer öyle değilse de aklımı hanginiz okuyonuz şerefsizler demek istiyorum. Harika bir teknik death metal örneği, doğru yerde doğru vuruşlar doğru notalar.Herifler kesinlikle çok zor bir albüm yapmışlar. Şarkı kendi içersinde acayip formlara giriyor. Progressif triplerle beni benden alıyorlar. Death, Atheist ve Cynic’ten “kesinlikle” etkilenmişler ve çok iyi yapmışlar. Enstrumantal bir hadise...

6 ve 7 yi beraber değerlendirmek istedim. Aynı modda, aşırı teknik ve bol sololu 2 şarkı. Bunula beraber Through Alchemy Bound Eternal şarkısı biraz daha karanlık bir formda gidiyor. Albümün stardart devamı süresince beyni en çok yoran 2 şarkı bence, çünkü diğer şarkılar gibi aralarında bariz farklar yok ve tek ve uzun bir şarkı dinliyor gibi bir hale giriyorsunuz.

And the Begins’i, ilk albümden bilmeyenler için söyleyelim. (Söyledim işte) Fakat albümdeki diğer şarkılarla arasında bariz bir stil farkı olsa bile hiç sırıtmıyor ve albümde karanlık bir hava yaratıyor bence. Suffo stili, yeni albümde eski şarkı olayını bundan sonrada yaparlarmı bilmiyorum ama çok iyi etmişler bence.Ayrıca davulcu da sırıtmıyor. Şarkının hakkını vermiş.

Yavaş ve teknik bir şarkı açılışı ile kapalı ve zor çalınan mid tempo rifflerin üzerine Awaiting the Unending öyle pis girişiyor ki, şarkı bittiğinde sudan çıkmış balık oldum desem yeridir. Heriflerin vurduğu notaları bir yerden tanıyorsunuz gibi geliyor ama adamlar sizi çok feci beyin yorgunluğuna sokuyor.

Albümün son şarkısı Essence of... un kısa introsundan sonra giren The Morpheus Oracle... Hayatımda dinlediğim gelmiş geçmiş en iyi şarkılardan mı diye hala düşünüyorum. (Albüm 6. kez dönüyor). Hiç birşey diyemiyorum. Şarkıyı her dinlediğimde dibim düşüyor. Böyle bir şey olamaz.

Cemaat-i Bira Darkzine’a (dil karmaşasında önder kişilik!!!) bu albümü ölümüne tavsiye ediyorum. Merak edenler için bu aşırı gaz yazı arasında ufak bir kaç bilgi vereyim. Albüm Odious Mortem’ın da albüm kaydettiği Castle Ultimate Recording Studios da kaydedilmiş ve aynı eleman yapmış kayıdı. Şirket Unique Leader ve elemanlar şirket tarihinin en iyi albümünü basmak üzereler sanırım. Yıllardır inişte olan şirket bence piyango vurdu... Kapağı ise efsanelerin efsanesi H.R. Giger’la beraber bu alemlerin en kıdemli kişisi olan Dan Seagrave yapmış. (İlk albümdeki gibi) ve kapak yine harika. Kayıt süper. Çalımlar muhteşem.

Gelmiş geçmiş en iyi 10 Death-Grind albümü arasında bu albümün yeri şimdiden ölümsüzdür diyorum arkadaşlar ve Necrophagist’in bugüne kadar yarattığı tüm o teknik mirası bir albümde yıkmıştır bu albüm. Necro dan öyle böyle daha iyi değil (söylemesi benim için üzücü olsa da).90ların death metal ve teknik death metal mevzularını modern death-grind dünyası ile mixlemişler ve harika bir sonuç ortaya koymuşlar. Şu anda dünya üzerinde duran en iyi death grind albümünü dinleyeceksiniz. 13/13 !!! Bu albümün orjinalini almak her death-grind fanı için şarttır.

Cryptopsy - The Unspoken King Albümü Kritiği

 

 

  Kanada’nın medar-ı iftiharı Cryptopsy, 2008 de nihayet çıkarabildi beklenen albümünü... Aslında beklenmeyen albümünü de diyebiliriz. Zira elemanlar kariyerlerinin en farklı işini çıkarmışlar bu albümle diye düşünmekteyim.

Bu soğuk memleketten yıllar yılı bir çok death metal, deathgrind devi çıkmıştır. En bilinenlerini sayarsak Cryptopsy kafadan ilk üçtedir Gorguts ve Kataklysm ile birlikte... Zamanında Black Metal furyası ortalığı kasıp kavururken, insanlar death metalin ve brutalitenin bittiğini çok bilmişçe söylerken Century Media gibi dev bir şirketin Cryptopsy ile anlaşması pek çok insanı “hö” dedirten bir hale sokmuştu. O günlerden bugünlere grup toplamda 5 stüdyo, 1 live albümü arşivine eklemeyi başardı. Tüm yaptığı işler boyunca grupta pek çok eleman gitti/geldi ama bu şekilde bir kadro hiç bir şekilde varolmamıştı ve görenler de şoka giriyor zaten... Grubun kadrosu :

Flo Mournier : Davul (yada onun çaldığı davulsa millet ne çalıyor ?!?)
Eric Langlois : Bass
Chris Donaldson : Gitar
Maggy Durand : Keyboards/Sample
Matt McGachy : Vokal
Alex Auburn : Gitar

Farkedeceğiniz gibi hatun klavyeci almış elemanlar ve Teknik/Brutal deathgrind ın kitabını yazmış bir grupta bu tarz bir eleman varlığı hakikaten çok şaşırtıcı. Anladığım kadarıyla bu tarz eski ve tecrübeli gruplar kendilerine üretkenlik adına değişik limanlar arıyorlar ve bir şekilde farklılık peşindeler. Aynı şekilde Vile’dan da bu tarz radikal bir değişiklik bekleyin diyorum hemen laf arasında... Neyse, albümün şarkı listesi :

1- Worship Your Demons
2- The Headsmen
3- Silence the Tyrants
4- Bemoan the Martyr
5- Leach
6- The Plagued
7- Resurgence of an Empire
8- Anoint the Dead
9- Contemplate Regicide
10- Bound Dead
11- (Exit) the Few

Bu şekilde bilgileri verip kritiğimize kafadan girelim :

Müzik Ne Tarz ?/ Yaptıkları İşin Hakkını Vermişlermi ?

Bildiğimiz gibi grup bir Teknik death Grind grubu.Ama bildiğimiz Cryptopsy böyleydi. Şimdi işlere bayağı bir deneysellik katmışlar ve hatun elemanın sampleları ve klavyeleri işin çehresini çok değiştirmiş bence. Kesinlikle bilindik kalitede aşmış riffler ve manyak performanslar söz konusu. İlk merak olarak Flo baba osurtmaya devam etmiş. Bu arada grubun müzikal değişiminde Flo Mournier gibi farklı bakış açılarına sahip olan bir davulcunun direk etkisi olduğunu düşünüyorum. Klavyeli, bol aksaklı, hiddetli, sakat, karmaşık, Clean Vokalli (?!?) çok garip bir karışım var ortada. Once Was Not bence güzel bir albüm değildi ve burdaki müzik en azından kalıpların dışına çıkmaya çalışmış. Bu extremlik seviyesi ile grubun Amerikan piyasasına ve metalcore gibi trend alemlere dalmaya meyletmesi imkansız. Kesin biçimde kendi kendilerine deneysel hallerde takılıyor elemanlar. Yaptıkları işi iyi yaptıklarını düşünmekteyim kendi adıma. Sadık death Grind fanlarında (bende dahil) hazmı zor olacak işlerde söz konusu.Bu arada Lord Worm’un yerine geçen eleman Matt McGachy brutal vokallerin hakkını vermiş ve Mike DiSalvio ya daha yakın bir vokal stilinde söylüyor.Cleanleri de güzel ama cleanler Cryptopsy’de güzel midir ? Onu bilemiyorum. Klavyeci bacıyı siyasi tabirle “sindiremedim”... Yaptığı işler ise ölümcül yaralar açmadı ama bende. En azından kotarmışlar.

Kayıt ve Prodüksyon ?

Kayıt ile ilgili bilgi edinemedim. Albümü netten edindiğim için bilgi edinemesemde bugüne kadar Pierre Remillard dan başkasıyla çalışmadıklarını ve sound un da abimizin stüdyosunda çıktığını algılayabildiğimi iddia edebilirim... Mix filan hayvan gibi. Zaten hep demekteyim, artık adamlar bu işi aştı. Cryptopsy gibi karışık ve kaos bir müzik yapan grupta, vokal stillerini çeşitleyip üstüne ve sampleları ekleyip sound u yine de üst seviyeye çekmek çok zor bir iş. Hakikaten bu açıdan takdir ettim grubu ve kayıtçı abimizi... Bu arada albüm her zamanki gibi Century Media etiketiyle yayınlanıyor ama kayıt mevzularının ortasında bunu niye söyledim henüz anlayamadım...

Sonuca Gelelim Birader...

Grubun tarihi boyunca daha teknik, daha hasta müzik yapma yolculuğu bu albümle birlikte farklı bir noktaya giriyor ve daha deneysel işlere giriyorlar. Grinder tayfa için zor bir albüm. Vokalleri beğensemde, Cryptopsy’de bu vokalleri dinlemek insanı zorluyor ve bu albümü seven kadar sevmeyen olacağını söylemek zor değil. Decrepit Birth’ün albümü gibi bir farklılık değil bu. Daha da “yumuşarmı” ( bu da ne demekse artık, ölümüne distor gidiyo herifler) bilemiyorum ama Cryptopsy nin bu albümü bence elemanların Dillinger yada bu tarz deneysel kompleks müzik yapan grupların arasına girecektir. Eskisi gibi bir Cold Hate Warm Blood beklemiyorduk ama bunuda beklemiyorduk desem çok doğru olacak...

Cryptopsy - The Unspoken King Albümü Kritiği

 

 

  Kanada’nın medar-ı iftiharı Cryptopsy, 2008 de nihayet çıkarabildi beklenen albümünü... Aslında beklenmeyen albümünü de diyebiliriz. Zira elemanlar kariyerlerinin en farklı işini çıkarmışlar bu albümle diye düşünmekteyim.

Bu soğuk memleketten yıllar yılı bir çok death metal, deathgrind devi çıkmıştır. En bilinenlerini sayarsak Cryptopsy kafadan ilk üçtedir Gorguts ve Kataklysm ile birlikte... Zamanında Black Metal furyası ortalığı kasıp kavururken, insanlar death metalin ve brutalitenin bittiğini çok bilmişçe söylerken Century Media gibi dev bir şirketin Cryptopsy ile anlaşması pek çok insanı “hö” dedirten bir hale sokmuştu. O günlerden bugünlere grup toplamda 5 stüdyo, 1 live albümü arşivine eklemeyi başardı. Tüm yaptığı işler boyunca grupta pek çok eleman gitti/geldi ama bu şekilde bir kadro hiç bir şekilde varolmamıştı ve görenler de şoka giriyor zaten... Grubun kadrosu :

Flo Mournier : Davul (yada onun çaldığı davulsa millet ne çalıyor ?!?)
Eric Langlois : Bass
Chris Donaldson : Gitar
Maggy Durand : Keyboards/Sample
Matt McGachy : Vokal
Alex Auburn : Gitar

Farkedeceğiniz gibi hatun klavyeci almış elemanlar ve Teknik/Brutal deathgrind ın kitabını yazmış bir grupta bu tarz bir eleman varlığı hakikaten çok şaşırtıcı. Anladığım kadarıyla bu tarz eski ve tecrübeli gruplar kendilerine üretkenlik adına değişik limanlar arıyorlar ve bir şekilde farklılık peşindeler. Aynı şekilde Vile’dan da bu tarz radikal bir değişiklik bekleyin diyorum hemen laf arasında... Neyse, albümün şarkı listesi :

1- Worship Your Demons
2- The Headsmen
3- Silence the Tyrants
4- Bemoan the Martyr
5- Leach
6- The Plagued
7- Resurgence of an Empire
8- Anoint the Dead
9- Contemplate Regicide
10- Bound Dead
11- (Exit) the Few

Bu şekilde bilgileri verip kritiğimize kafadan girelim :

Müzik Ne Tarz ?/ Yaptıkları İşin Hakkını Vermişlermi ?

Bildiğimiz gibi grup bir Teknik death Grind grubu.Ama bildiğimiz Cryptopsy böyleydi. Şimdi işlere bayağı bir deneysellik katmışlar ve hatun elemanın sampleları ve klavyeleri işin çehresini çok değiştirmiş bence. Kesinlikle bilindik kalitede aşmış riffler ve manyak performanslar söz konusu. İlk merak olarak Flo baba osurtmaya devam etmiş. Bu arada grubun müzikal değişiminde Flo Mournier gibi farklı bakış açılarına sahip olan bir davulcunun direk etkisi olduğunu düşünüyorum. Klavyeli, bol aksaklı, hiddetli, sakat, karmaşık, Clean Vokalli (?!?) çok garip bir karışım var ortada. Once Was Not bence güzel bir albüm değildi ve burdaki müzik en azından kalıpların dışına çıkmaya çalışmış. Bu extremlik seviyesi ile grubun Amerikan piyasasına ve metalcore gibi trend alemlere dalmaya meyletmesi imkansız. Kesin biçimde kendi kendilerine deneysel hallerde takılıyor elemanlar. Yaptıkları işi iyi yaptıklarını düşünmekteyim kendi adıma. Sadık death Grind fanlarında (bende dahil) hazmı zor olacak işlerde söz konusu.Bu arada Lord Worm’un yerine geçen eleman Matt McGachy brutal vokallerin hakkını vermiş ve Mike DiSalvio ya daha yakın bir vokal stilinde söylüyor.Cleanleri de güzel ama cleanler Cryptopsy’de güzel midir ? Onu bilemiyorum. Klavyeci bacıyı siyasi tabirle “sindiremedim”... Yaptığı işler ise ölümcül yaralar açmadı ama bende. En azından kotarmışlar.

Kayıt ve Prodüksyon ?

Kayıt ile ilgili bilgi edinemedim. Albümü netten edindiğim için bilgi edinemesemde bugüne kadar Pierre Remillard dan başkasıyla çalışmadıklarını ve sound un da abimizin stüdyosunda çıktığını algılayabildiğimi iddia edebilirim... Mix filan hayvan gibi. Zaten hep demekteyim, artık adamlar bu işi aştı. Cryptopsy gibi karışık ve kaos bir müzik yapan grupta, vokal stillerini çeşitleyip üstüne ve sampleları ekleyip sound u yine de üst seviyeye çekmek çok zor bir iş. Hakikaten bu açıdan takdir ettim grubu ve kayıtçı abimizi... Bu arada albüm her zamanki gibi Century Media etiketiyle yayınlanıyor ama kayıt mevzularının ortasında bunu niye söyledim henüz anlayamadım...

Sonuca Gelelim Birader...

Grubun tarihi boyunca daha teknik, daha hasta müzik yapma yolculuğu bu albümle birlikte farklı bir noktaya giriyor ve daha deneysel işlere giriyorlar. Grinder tayfa için zor bir albüm. Vokalleri beğensemde, Cryptopsy’de bu vokalleri dinlemek insanı zorluyor ve bu albümü seven kadar sevmeyen olacağını söylemek zor değil. Decrepit Birth’ün albümü gibi bir farklılık değil bu. Daha da “yumuşarmı” ( bu da ne demekse artık, ölümüne distor gidiyo herifler) bilemiyorum ama Cryptopsy nin bu albümü bence elemanların Dillinger yada bu tarz deneysel kompleks müzik yapan grupların arasına girecektir. Eskisi gibi bir Cold Hate Warm Blood beklemiyorduk ama bunuda beklemiyorduk desem çok doğru olacak...

Hayko Cepkin 21 Haziran SeaFest 08 BGM-İstanbul

hayko cepkin21 Haziran Cumartesi günü Bostancı gösteri Merkezi'nde Sagopa Kajmer, Kolera, Abluka Alarm, Çilekeş ve Hayko Cepkin sahne alacak.

Ayrıntılar:

Tarih: 21 Haziran 2008
Saat: 18:00
Mekan: Bostancı Gösteri Merkezi | İSTANBUL
Bilet: İlk 100 bilet 23,00 YTL
101-600 arası 26,00 YTL
600 ve sonrası 29,00 YTL
Kapı açılışı 32,00 YTL olacaktır

Deicide - Till Death Do Us Part Albümü Kritiği

Kritiği

    Millet iceriğine ve sarkı sözlerine saplayadursun müzikal acıdan bence kelimenin tam anlamıyla şarap gibi bir grup DEICIDE, herifler gittikce cıtalarını yükseltiyor son cıkan islerinin hepsi birbirinden balyoz ve keskin uclu cekic gibi vurucu, ruh incitici.
Bir evvelki albümden en büyük farkı ise direk 90lar lezzeti var parçalarda hem teknik death metal hem de o o puslu Deicide şarkılarının ürkünclüğü bu albümü sevdirdi bize.

Son dönemde ortalıkda dolaşan 4 parcalık promoyu dinlememeye kastıkdan sora albümün hakiki versiyonuna kavuşmak ise cok gaz cok nefis bir hadise oldu cünkü adamlar zaten az cok tahmin ettiğim gibi hem karanlık hem de kafi miktarda akıcı akılda kalıcı 10 adet parça üretmiş.
Albümün genel soundu ise The Stench of Redemption gibi bir albüme nazaran daha korkunc,pislik ve ne alaka ise bana Morbid Angel-Covenant soundunu anımsatıyor cok klas ve seri icra edilmiş gitar riffleri ve davul partisyonları mevcut. Ruh hastası Benton ise herdaim isinin başında.

Bilmeyenler icin grubun bu albüm kaydındaki kadrosu,

Glen Benton - Bass gitar,vokal
Steve Asheim - Davul
Jack Owen - Gitar
Ralp Santolla - Gitar


Earache Records etiketi ile yayınlanacak albümdeki parcalar,

01.The Beginning of the End
02.Till Death Do Us Part
03.Hate of All Hatreds
04.In the Eyes of God
05.Worthless Misery
06.Severed Ties
07.Not as Long as We Both Shall Live
08.Angel of Agony
09.Horror in the Halls of Stone
10.The End of the Beginning
11-The Great Lance*( bonus parca )


Albüm enstrümantal ve pislik ötesi "The Beginning of the End" ile start alıyor.
Bolcana karanlık solo güzel death metal gitarları duymaya birebir hatta CC meshur enstrümantal havaları da var bence altyapısında.
Çalışmaya adını veren "Till Death Do Us Part" ise hakatten konumunu hakeden bir şarkı.
Glen abinin okuduğu kısım gene küfreder gibi olmuş enfes scream performansını da konuşturmuş. Silah kolleksiyoncusu Asheim ise kazımada sınır tanımıyor hele  gitar solosuda kralına gider.

Bu çalışmanın en gözü kara ve hırslı kaydedilmiş işlerinden birisi
"Hate of All Hatreds" adlı parça.
Grubun orta dönem albümlerini hatmetmiş ve hazmedebilmişler icin bicilmiş kaftan beton kafa satanist Benton okudukca okuyor kinini kusuyor biz de onu öyle seviyoruz zaten.

"Worthless Misery" metronomu grubun standartlarına göre oldukca yukarı cekmiş yıllara meydan okuyan grubun pırlanta işlerinden birisi olmuş.
Hem albümü hem de grubun en farklı şarkılarından birisi ayrıca parçaya cok güzel de bir ayar cekmişler düzenlemesi oldukca zekice.

"Severed Ties" ise tüm albümün en indirici şarkısı ve davulcu Asheim ın her türlü kroluğuna rağmen fanı olmak icin bir gecerli neden daha, sırf bu şarkıdaki performansı bile kısmen daha yeni nesil seri ve kondisyonlu adı artık enstrüman dergilerin reklamlarında bile gecen tiplerin alayına gider cekmiş. Grubun Dindar gitaristi ise kısa ve öz bir solo ile ustaca imzasını atmış parcaya.

İnsani ölcülerde değerlendirilebilecek, aynen de grubun tarihi gib eski kafa ve de sanatsal şarkılardan birisi "Not as Long as We Both Shall Live"olmakta.
Hele takır takır döşenmiş cift kros showlara şekil gözüyle bakan varsa bu parça öyle tiplere de birebir. Aralara hunharca yerleştirilmiş kazımaları işe katmıyoruz.
Aslında grubun su andaki kadrosu cok ideal ama solocu dayının ne yapacağı belli olmuyor bu esnada dileğimdir su kadroyla izlemek Deicide hayvanlarını.

Geceye damgasını vuran parçalardan birisi "Angel of Agony" adlı klas şarkı. Nerdeyse bir evvelki albümdeki şarkılara kafa tutacak kadar sağlam ve sanatsal bir alt yapı gaddar vokallerle birlesince böle isler cıkabiliyor ortaya bu grup da kac albümdür bunlarla geliyor.

Adamlar yaklaşık 45 dakka alayına gider yapıp death metal tarihinin en secmece işlerinden birine imza atmış ama hırsını alamamış son bir de The End of the Beginning boyunca ortalığı tarumar etmişler. Bu tip sarkıların gizemi albümün tekrarını sağlamasında diyorum gene.

Grubun sitesi:
http://www.deicide.com/


Him-lisch DarkLight-Liste Pagerank MekanRock.Net | Rock ve Metal Toplist