| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Image Hosted by ImageShack.us


27 "metal" etiketi kullanan gönderi (sayfa 2)"metal" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Warmaster - First War Albümü Kritiği

 

  Hollanda ovası death metal yuvası! Hollanda'da insanları çıldırtan tek şey sadece Ajax'ın futbolu değil şüphesiz, mantarı, Heineken'i var, patat'ı var, sapı çöpü var. Bunların akabinde de
bir sürü kazımasyon hadisesi vuku buluyor. Sokaklarında gezdiğim sınırlı günlerde bile gördüğüm 'şey'ler beni bile yola getiriyordu neredeyse, o derece...

Bugün mevzumuz bu güzide topraklardan çıkmış ve tahminimce ileride isimlerini bolca duyacağımız "Warmaster". Batı Hollanda'nın bu bereketli topraklarından
çıkan yiğitler olaya 2004 yılında başlamışlar, ilk albümleri "First War" ise geçtiğimiz mart ayında piyasaya çıkmış.

Buyrun size şarkı listesi:

1. Testimony From The Grave
2. Unleashing Devilment
3. Silent Scream
4. Against Heavy Odds
5. Psychological Suffering
6. In Cold Blood
7. Silent
8. 1914

2008 yılı içerisinde yayınlanmış eski usül ölümcül metalin bu güzide albümü siren sesleriyle açılmakta. Hemen arkasından şarkı başlayınca Obituary / Bolt Thrower arası
bir durumlar karşılaşıyoruz. Hatta müzik Bolt Thrower vokaller de Tardy ağabeyi andırıyor dersek açıklayıcılıkta üst noktalara çıkmış oluruz. Şarkının en vasat altı yeri ise
tahminen tarz nedeniyle (belki saçmalıyorum) üzerinde çok durulmayan davulları. Zaman zaman iyi atraksiyonlar gösterse de olmamış. Unleashing Devilment bu sorunu sanki çözmüş gibi.
Gayet cici, gayet vurucu bir şarkı. Silent Scream az önce saydığım grupların üstüne hafiften SFU andırışıyla karşılamakta. İlerleyen bölümlerde yaşanan değişimlerle
bu halledilmiş.

Bu arada bir noktadan sonra prodüksiyonun ucuzluğu dikkati çekmiyor değil. Davullar için bu mesele olmasa da gitarların daha özen isteyen tonlarda olmaları extra puan getirecekti..

Psychological Suffering karanlık atmosferde savaşa ve ölüme bolca gönderme yapıyor. Aralardaki fısıltılar ve sonlara doğru gelen efektler şık. Bunlardan
hemen sonra, son şarkı, 1914'e atlayacağım. 35 dakikalık albümün en uzun şarkısı olan 1914, eski usülün en iyi taraflarını bünyesinde barındırıyor. Orta tempo giderken birden hızlanan
rifler, albüm içindeki en iyi davul ve bir nevi "neden"i sorgulayan bir şarkı. Sallanacak kafası olana duyurulur...

Tarz sevenlerin ve özellikle adını yukarıda zikrettiğimiz gruplarla alakası olanların mutlak suretle edinmesi gereken bir çalışma.. Bir dahaki albüme
prodüksiyonu halledebilirlerse işte o zaman...

Corn Bijlemeer - Vokal
Rik van Gageldonk - Gitar
Merijn Schenkels - Gitar
Alex Schlter - Bas
Andr van dre Ree - Davul


http://www.myspace.com/warmasterdeathmetal
http://www.warmaster.nl/

Vulvectomy - Putrescent Clitoral Fermentation Albümü Kritiği

          Yüksek kalitede sapıklık,aşırı sapkın şarkı sözleri öldürücü vuruşları ile müzik.Çok leş olaylar meydana getirmekte bu öğeler bir araya geldiği zaman.Frekans ayarlarımız ile biraz oynadıktan sonra rotamızı İtalya’ya çeviriyoruz.
        İtalya sapıklık kitabında adından sıkça söz ettirecek bir grup olan  Vulvectomy ile karşınızdayız.Grubumuz Brutal Death Metal alanında çalışmalarını sürdürmekte.Gayet pis kazımasyon olayları içinde bulunmaktalar.Zaman zaman Slam grindcore havası,zaman zaman da bol ataklı bir havaya bürünen müzik yapısı ile oldukça başarılı.Grup 2007 de kurulmuş ve ilk albümleri ile başarılı işler yapacakları şimdiden ortada.
        Putrescent Clitoral Fermentation albümü bu işe gönül verenleri fazlası ile tatmin edecek bir durum.Özellikle müzik yapısı ile ve her zamanki gibi öldürücü rifleri ile ortama çok fena gaz veriyorlar.Hiçde öyle değişik işler yoluna gitmemişler elemanlar.Direk kazıma işlerine dalmışlar,ki çokda iyi etmişler deneysel işler yapıcağız diye nice grup müziklerinin içine etti bilen bilir .
        Tabi konu sapıklık olunca Vulvectomy grubunu ilk dinlediğim zaman aklıma direk Sikfuk geldi şarkı sözleri anlamında diyorum.Sikfuk,Gut her ne kadar bu işlerde sapıklıkta bir ekol olmuşsalar bence bu elemanlarda yakın gelecekte bu ağabeylerinin seviyelerine çıkacak.Müzik olarak Devourment,Digested Flesh, Abdominable Putridity havası esti ama iyice dinledikçe sonra o öküz gibi ataklar insanın vücudunu ikiye bölecek brutal vokal ve müzik ile farklılığı yavaş yavaş anlamakta ve nirvanaya varmaktayız. Pure guttural holocaust..diyesim geldi.
        Şu satırları yazarken halen dinlemekteyim ve büyük zevkler içinde ilerlemekteyim.Albümün kapağını görenler,oha bu ne lan aq.Bunlar insan mı yoksa genetikleri bozulmuş yaratıklar mı diyesi geliyor.Çünkü kapak gerçekten olağan dışı sanatsal bir eser.Yani böyle örnekleri piyasada vardır ama ne bilim ilk görüş anının etkisi ile süper bir çalışma olmuş diyorum.Tabi bunları yazdıktan sonra.Sende mi insansın soruları kafada oluşacaktır.

Grup elemanları;

DIEGO FANELLI - Vokills
MARIO DI GIAMBATTISTA - Guitar/Bass
Mr. ROLAND DR-670 - Slamming Drums

Albüm şarkıları;

1.Festering Detatched Genitals
2.Pusfull Hymen Liquified
3.Depilated Cunt Twitch
4.Masturbating with Defecated Entrails
5.Putrescent Clitoral Fermentation
6.Regurgitation of Menstrual Scabs
7.Fornicate In Putrefaction
8.Postmortal Orifice Lubrication


Bu albümü bu tarz sevenler için tavsiye ederim.
Ahada maysipeys : http://www.myspace.com/vulvectomy     

Mütiilation - Remains of a Ruined, Dead, Cursed Soul Albümü Kritiği

 

  Vaktiyle lise yaşlarında en özenti black metal dönemimde en çok kovaladığım gruplardan birisiydi Mütiilation. Değil albümüne, tanıtım amaçlı tek tük parçasına rastladım mı sevinirdim. Fanatizm hat safhadaymış meğer o zamanlarda.

Fransız Black Metal gruplarını gözümde diğer ülkelerden ayıran ve sempati duymamı sağlayan şey, "catchy" sound arayışına girmeden tıkataka tıkataka veya tatata şeklinde yaslayabilmeleridir aslında.Bu işin hakkını en iyi veren gruplardan biri gözümde Mütiilation. 1999 çıkışlı Remains of a Ruined, Dead, Cursed Soul albümünün parça listesi aşağıdaki şekildedir.

1-Suffer the Gestalt
2-To the Memory of the Dark Countess
3-Possessed and Immortal
4-Through the Funeral Maelstrom of Evil
5-Travels to Sadness, Hate & Depression
6-The Fear That Freeze
7-Holocaust in Mourning Dawn

Albümün ilk 5 parçası debut albüm 'Evil: The Gestalt of
Abomination' için 1993 öncesinde kaydedilmiş olsa da albüm yayınlanmamış, şarkılar elde patlamıştır. Son 2 parça ise 1996 yılında kaydedilmiş. Yani grubun şu anki kadrosu her ne kadar sadece Meyhna'ch (Willy Roussel) dan oluşuyor olsa da ilk 5 parçada Mördrëd ve Krissagrazabeth'in de emeğinin olduğunu söyleyebiliriz.

Her ne kadar sadece çatlak vokaller,leş gibi gitarlar, sürekli kaçan davullardan oluşuyor gibi gözükse de albümün arka planda dönen çok fazla melodi ile bezeli olduğu dikkatli bir dinleme sonrasında farkedilebiliyor.

Suffer the Gestalt albüme intro olmuş bir parça. Soundcheck havasıunda gitar,davul ve vokal paslaşması ile bir şarkı bütünlüğü yok ancak ilk andan itibaren tüyleri diken diken edip ortamda soğuk bir hava estiriyor.

Ardından gelen To the Memory of the Dark Countess parçası ise uzun kazımalarının dışında depresif tutumu ile beyin patlatmaya devam ediyor.

Çok fazla melodiye sahip, depresif, öfkeli ve hepsinden daha çok karanlık Possessed and Immortal ile ardından gelen Through the Funeral Maelstrom of Evil parçaları sıradan bir black metal albümü ile karşı karşıya olmadığınızı anlamanızı sağlıyor.

Travels to Sadness, Hate & Depression gerek ismiyle gerekse ismi ile olan uyumuyla albümdeki en favori parçam.

Son 2 parça The Fear That Freeze ve Holocaust in Mourning Dawn ise diğerlerine göre çok fazla temiz kayıtlar ancak aradan yılların geçmesi Ruhu bitirmiş anlaşılan. Grubun tek kişilik projeye düştüğü zamanda kaydedilmiş bu 2 parçayı önceki 5'in üstüne dinleyince 3 kişilik dönemin tekra gelmesini babalar gibi yardırmasını dilemekten başka bir şey düşünemiyor insan.Evet gerçekten çok kötü bir prodüksiyon ama gerçekten True Black!!

Satanizm Denen Saçmalık Bir Daha Hortladı...

 

  http://www.izmirpolis.gov.tr/bilisim/sibersuc_satanist.asp adresinden hiç bir harfini bile değiştirmeden aldım bu yazıyı. [] yani köşeli parantez içinde olanlar
benim yorumlarımdır.


Fransızca bir kelime olan "SATAN" kelimesinin Türkçe karşılığı "ŞEYTAN"'dır.[Fransız dil uzmanlarını çalıştıran İzmir Polisi, kelimenin kökenine kadar inmiş.] Satanizm ise şeytana ve kötülüğe gösterilen bağlılık ve onları yüceltme demektir.[Anlamını açıkcası bilmiyorum, öğrenmiş olduk] Geniş anlamda "Hristyanlık dininin kurallarının değiştirilmesi" anlamına da gelir.[Hmmm] Ayrıca Satanizm diğer anlamıyla da Tevrat' tan gelir ve " Karşı Çıkan" anlamındadır.


Satanizm akımını kuran ve onu bir doktrin olarak empoze eden ve onu bir din olarak ilan kişi ABD de Kara Papa lakaplı Sandor Anton LAVEY isimli bir şahıstır.[Din olarak ne zaman ilan etmiş merak ettim. Hala felsefik bir akım zannediyordum] LAVEY 11 Nisan 1930 yılında ABD de doğmuştur. Kafkas kökenli bir aileden gelen LAVEY önce aslan terbiyeciliği,[Bismillah] polis fotoğrafçılığı, kriminoloji uzmanlığı, oyunculuk ve hipnotizörlük yapmıştır. 5 yaşından itibaren müzikle uğraşmış, yıllar sonra Elektronik müziği seçerek Synthesizer teknolojisi üzerinde çalışmalar yapmıştır. Majikal müziği ararken Okült müzik adını verdiği parçalar besteliyordu. Ona göre insan; egoist, çirkin, habis ve korkulması gereken bir varlıktı.[Yalan mı?] Kötü olan şeytan değil, aksine insanın kendisi idi ve kötülüklerini şeytan adının ardına gizliyordu.


Lavey 30 Nisan 1966 tarihinde ABD nin San Fransisco kentinde Şeytan Kilisesi'nin (Satanik Kilise) açılışını yaptı. Örgüt; Seçkin, zengin, eğitimli, üretken, eksantrik kişilerden oluşuyordu.[Eksantrik mili diye birşey vardı sanırım, ehliyet kurslarında motor derslerinde gösterirlerdi] Şahsın 1997 de 67 yaşında ölmesinden sonra şu anki liderliğini Amerika' lı bir kadının yaptığı bilinmektedir. Ayrıca Satanistler LAVEY' in yazmış olduğu "THE: SATANİK BİBLE: (Satanik İncil)" ve "SEVEN GATE(Şeytanın Ayetleri)"[Dil uzmanı Fransız olduğu için ingilizcesi yetersiz kalmış, o kadar kusur yeniçerilerde bile olur] isimli kitaplara inanırlar. En son olarak bilinen ABD' de bir Kiliselerinin ve yaklaşık 20 bin üyelerinin olduğu bilinmekledir.


Lucifer, Beelzebub, İblis ve Karanlıklar Prensi gibi isimler ile tanımlanan Şeytan' ın çeşitli sembolleri bulunmaktadır. Fakat sembollerin en önemlisi Pentagram adı verilen beş uçlu yıldızı, kollarını açmış bir adam olarak ifade etmek mümkündür. Satanizmi benimseyen ve sempati duyan şahıslar canlı ve cansız alemde yegane gücün şeytanda olduğunu bir kişinin ne kadar çok kötülük yaparsa şeytana o kadar yakın olunacağına ve derecesinin de o alanda büyük olacağına Şeytana yakın olanların ise öbür alemde Cehennemde fazla ceza çekmeyeceğini ve şeytanın hizmetlerinde olacaklarından dolayı rahat bir ortamda zebanilik yapacaklarına inanırlar.


Ayrıca LAVEY "SATANİZMİN TEMEL İLKELERİ" isimleriyle yazdığı kitabında şeytanı tanımlamış ve onun müsamahayı, realiteyi, duru ve temiz bilgeliği, nezaket ve kibarlığı temsil etliğini söylemiştir.Burada LAVEY' in şeytanı sevimli hale getirme uğraşısı açıkça hissediliyor. Lavey' in şeytanı bu şekilde yorumlaması ilginçtir. O, kötülüğün ve şerrin kaynağı olarak bilinen şeytana, başka bir urba giydirerek sevimli hale getirme uğraşısı içinde gibidir. LAVEY Şeytana sadece güzel olan şeyleri layık görmemiş, bazı olumsuzlukları da nispet etmiştir. O nazik olduğu yerde aşırı serttir, hoş gördüğü anda baş kaldırıcı ve asidir. LAVEY, etrafındakilere; Allah' ın iyi Şeytanın kötü olduğunu dikte eden bir çevrede yetiştiklerini, iyi ve kötüyü, insanların kendi amaçlarına uydurup kullandıkları, rotatif terimler olduğunu söylemektedir. İşte Şeytan bu seçim gücünün sembolüdür.


SATANİSTLERİN BELİRLEYİCİ ÖZELLİKLERİ :[En sevdiğim konu!]


Satanistlerin ortak özelliği giyimlerinde siyah ve kırmızı renkleri tercih ederler.[Kırmızı İyidir isimli bir deneme yazmıştım. Onu okumuş olacaklar]

Deri pantolon,başlıklı tişörtler.abartılı gümüş takılar.[Kime göre abartılı takılar ?] Yaz kış bot.postal ve çizme giyerler. [Pis kokar ayakları demeyi unutmuşlar.Yaz kış bot, postal giyiyorlarsa, ööğğğkk. Eğer bir satanisti tanımak istiyorsanız ayaklarına bakın, kesin mantar hastasıdır.]


Kiliselerde yapılan ayinlere katılırlar.Çünkü Satanistler kiliseyi Şeytan için En iyi arkadaş görürler.[Hadi "Şeytan" kelimesini özel isim diye büyük yazdınız, "En" kimin adı? Şeytani bir sembol mü?]


Çoğunluğu yukarıda da belirtildiği üzere Satanistliğin Hıristiyanlık kurallarının değiştirilmesi amacını taşıdığından ters haç takarlar.


Kıyafetlerinde Satanist amblemleri taşırlar. Bu amblemlerin en önemlisi çift daire içerisindeki yıldızdır.Diğerleri ise hayali çizilmiş insan ve hayvan karışımı yaratıklardır.[Bunlar bilindik şeyler.]


Özellikle geceleri metruk yerlerde ve mezarlıklarda toplanıp ayin yaparlar.[Metruk kelimesini ilk defa duydum. Herhalde boş karanlık falan gibi manaları olmalı. Ankara`da ki satanistler de muhtemelen ayin yapmak için Haymanaya falan gidiyordur.]

Satanistler lider olarak kabul ellikleri Anton Sandor LAVEY' in kitaplarını okurlar.

Metal Müzik satan kasetçilere ve kafelere takılırlar. [Buyrun nerden yakarsanız yakın]


Kedi kanı içerler ve bununla ölümsüzlüğe ulaştıklarını iddia ederler.[Kedi kanı içerek kusarlar desek? Ölümsüzlük sallamaları falan...] Satanistlerin nihai hedefi şeytanı da yenerek sonuçta dünyayı ele geçirmektir.[Dr. Evil`ı çok seyretmiş bunlar] 7, 13, 666 sayıları, keçi, şarap ve ekmek onlar için kutsal sayılır.[Şarap!]


Bütün dinler ve bütün kutsal kitaplara karşı aşırı bir saldırganlık içerisinde olurlar. [Doğru. Mesela ben Dostoyevski`nin Karamazov Kardeşler`ini okuduktan sonra yatağın üzerine fırlattım.]

Guruba dahil her üyeye bir Mitolojik isim verilir. Özellikle Yunan tanrı ve tanrıçalarının isimleri ile mitolojik kahramanların isimleri verilir.[Sanki on beşbin tane yunan tanrı ve tanrıçası varda. Tabii, bir süre sonra bu isimler Hera17ank, Apollo-mrt gibi hallere dönüyor]


Satanistler kendileri dışındaki herkesi, bilinçsiz, bilgisiz ve aptal görürler. [Ben demedim, kendileri söylemiş...]


SATANİZME GÖRE ŞEYTAN:[Hiç yorum yok..]


Şeytan yasaklayıcılığı değil, affediciliği temsil eder.

Şeytan boş hayallerin değil, asıl gerçekliğin temsilcisidir.

Şeytan ikiyüzlülüğü, hilekarlığı değil, bilgeliği temsil eder.

Şeytan nankörler için boşuna harcanmış sevgiyi değil, hak edenlere gösterilen şefkati temsil eder.

Şeytan kötülere karşı öbür yanağı dönmeyi değil, intikamı simgeler.

Şeytan bazen insanı, bazen de hayvanı temsil eder. Bazen daha farklı bir yaratık olarak dört ayak üzerinde yürüdüğü farz edilir.

Şeytan günah diye nitelendirilen fiziksel, akli ve duygusal zevklere neden olan tüm zevklerin simgesidir.

Şeytan kilisenin şimdiye dek sahip olduğu en iyi arkadaşıdır.

Şeytan barışçı değil savaşçıdır.

Kötülüklere karşı suskun kalmak yerine, intikam almayı öngörür.

Günah diye nitelendirilen, fiziksel, akli ve duygusal tüm zevklerin simgesidir


SATANİZM' İN İLKELERİ:


LAVEY� in yazmış olduğu THE SATANİK BİBLE isimli kitabında Satanistlerin hayat kurallarını şu 11 madde şeklinde sıralamıştır;


Size sorulmadığı sürece fikirlerinizi kimseye söylemeyin. [Keşke herkes böyle yapsa]

İçinde bulunduğunuz sıkıntıları, mutlaka duymak isteyenler dışında kimseye açmayın. [Doğrudur bence de]

Bir başkasının evinde misafirseniz ev sahibine saygılı olun veya daha işin başında oraya gitmeyin. [E bunda yanlış olan ne ?]

Sizin kendi evinizdeki misafir sizi rencide eder, canınızı sıkarsa sizde ona karşı zalimce davranın, [Peki]

Karşı cins açıkça davet etmedikçe karşınızdaki insanı taciz etmeyin ve cinsel ilişkiye girmeyin [Tecavüz etmeyin demiş, etmeyin.]

Problemi çözüp birini derdine çare olmak gibi bir mesuliyetin haricinde siz ile ilgisi olmayan hiçbir işe burnunuzu sokmayın. [Bunu okumuştuk sanki daha önceki satırlarda]

Kendi emel ve arzularınızı gerçekleştirmede, şayet sihrin gücünü kullanarak başarılı olduysanız mutlak suretle sihrin hakkını verin. Onun gücünü kabul edin. [Ehhh, sihir yapabiliyor olsaydım zaten hakkını verirdim. Geçiniz]

Sizinle alakalı olmayan hiçbir şeyden şikayette bulunmayın. [Polisi de meşgul etmemiş oluruz]

Küçük çocuklara zarar vermeyin. [Tamam]
Vahşi hayvanlara zarar vermeyin. [?]

Açık yerlerde yürürken kimseye zarar vermeyin. Eğer birisi sizi rahatsız ederse ona, bunu yapmamasını söyleyin, eğer hala buna devam ederse onu ortadan kaldırın. [Bu en güzeli imiş]


SATANİZMİN YAYILMA STRATEJİSİ : [Örgüt planı...]

1-SEMPATİZAN: Bu tür işlere ve eylemlere meraklı tipler zaten birer satanist adayıdır. Bunlar belirli bir şahısın etrafında toplanmaya başlarlar. Onun gibi giyinme, onun gibi konuşma, benzeri hareket ve tavırlar takınmaya başlarlar. [Biz buna sempatizandan ziyade ergenlik diyoruz]


2-ADAYLIK: Satanist guruba takılan bir kişi onlarla birlikle hareket etmeye başladıktan sonra bu gurup içinde bulunan ve gurubu gözaltında bulunduran kişi, belirli kıvama gelen kişileri seçmeye ve onlarla ilgilenmeye başlar. Kendisi ile ilgilenildiğini anlayan kişi kendisini daha fazla önemsemeye başlar, eğitimci tabir edilen gurupla ilgilenen şahıs ilgilendiği kişilerin sosyal ve ekonomik durumları ile yapabileceği işlerin hangi derecede olduğunu anlamaya çalışır. Yani gruplarına katılmaya çalışan şahısları kendilerine bir kötülük amacıylamı yoksa bilerek ve isteyerek mi girdiğini sınamaya başlar.


4- KÖLELİK: Grup içerisindeki lider konumunda bulunan şahıs artık kurbanı etkisi altına almaya başlamıştır. Bu kişinin her dediği yapılır ve o örnek alınır,sözünden dışarı çıkılmaz, maddi ve manevi yönden gurup lideri beslenmeye başlanır. Örnek olarak bu şahıs sizi birisinin kötülüğünden koruyorsa sizde ona yemek söylersiniz veya hediye vermeye başlarsınız. [Buna günümüz Türkiyesinde "Kankalık" falan diyorlar]


4� EĞİTİM: Şahıs yavaş yavaş Satanist olmaya başlamıştır, [Hmmmm] fakat bu hiçbir zaman karşı tarafa söylenmez, ilgilenen kişi kurbanın fiziki yapısına göre savaşçı, düşünce yapısına göre filozof, her iki özellik bir arada varsa yaylımcı kadroya dahil eder veya büyü ve ayin işlerine meraklı bir kişiliğe sahipse büyücü veya ayinci olarak yetiştirirler. Zeka ve kabiliyetlere göre tüm faaliyetlere katılıp eğitimci olunur. [Action Man gelecek hepimizi kurtaracak]


5- EĞİTİM SÜRECİNİN TAMAMLANMASI: Vampirlikte denilebilir. [Ohha!] Artık şahıslar güneş ışığından sıkılmaya, güneşe çıktığında vücudunun yandığını hissetmeye başlamıştır.[Aşmış bunlar] Bundan böyle şahıslar kötülük yapma derecesini yükseltmeye başlarlar. Hoşlanmadığı veya kendisine zarar verebileceğini düşündüğü kişilerin enerjisini çekmeye çalışır.[Satanizm de mıknatıslığın yeri ve önemi isimli bir sonraki çalışmayı bekliyorum ] Kendisine gönderilen kötü enerjileri geri göndermeye ve karşı tarafa savaş açmaya başlanır. 16 ve 17. kademeye kadar bu eğitim ve kendini geliştirme çabaları bu şekilde devam eder. 32. derecede artık bir Cadı veya bir Vampir derecesine gelmiş şahıs gelebileceği en üst makamda bulunmaktadır.[Bunlara acaba kendileri inanıyorlar mı?] 33 ve en son derece olan Şeytanın Oğlu olabilme en nihai derecedir.[Beşiktaşta bir topçu vardı, Rüzgarın Oğlu diyorlardı.]


SATANİST AYİNLERİ :[Hen hen]


Satanist ayinleri her ayın 13. de genellikle metruk binalarda, mezarlıklarda ve ormanlık alanlarda tam gece yarısı ve genellikle yedi kişinin katılımıyla KARATEKE ismini verdikleri gurup liderlerinin öncülüğünde yapılır.[Tabii] Karateke üzerine Satanist amblemi taşıyan siyah bir cübbe giyer. Bir masa üzerine ters haç veya pentagram işareti çizilerek ortasına gümüş bir kupa konur. Dünyada yaşayan iki canlı olan kedi ve keçinin kanının sadece negatif iyonu taşıdığı, keçinin kendileri için kutsal sayılması, kedinin ise nankör olduğu için düşman olarak görürler ve kedinin boğazını keserek kupanın içerisine akıtırlar. Önce gurup lideri ardından da üyeleri kanı içerler.[Şarap götürmemişlermiydi bunlar ayine? Neden kan içerler ki] Pozitif iyon taşıyan insan kanı, kedi kanı ile birleşince insanda rahatlama olur ve bu rahatlama devam edene kadar ayin devam eder. Bazen de Black Metal veya Death Metal müziği eşliğinde toplu ve bir arada seks yapılır.[Katılmak isteyenler için telefon numarası verseydiniz.][Death metal eşliğinde cima etmekte pek zevkliymiş]


Bu ayinlerde gön,[bu ne ya] kedi kanı, kara ip, şarap, kılıç, zil ve mum gibi bazı ritüelleri kullanırlar[Sinan gelirken migrosa uğrada iki şişe kan alıver gözüm.]. LAVEY' in Satanik incil' de bahsettiği bütün argümanların mutlaka bulunması zorunluluğu yoktur. Bir miktar para, şilte, gonlar siyah cübbe, kadeh ve kılıçların konulabileceği özel bir şey olmayabilir. İhtiyaç duyulan şey sadece sessiz bir yerdir. Satanist kilise bu durumdaki bir sataniste şu tavsiyede bulunur. Mumu yakın ve önünüze koyun. Dik oturun derin nefes alın ve sakinleşin. Şuurunuzu, tüm dış düşüncelerden temizleyin. Aleve bakarken içinizden veya yüksek sesle "KARANLIĞIN EFENDİSİ! BEN HAZIRIM, SENİN GÜCÜNÜ HİSEDİYORUM, BEN ŞEYTANIN SAHİPLENDİKLERİNDEN BİRİSİYİM, SELAM ŞEYTAN" deyin. [Selam!]


Yapılan ayinlere yabancılar katılamaz.[Tc vatandaşı olmak ve bunu belgelemek şarttır.] Ayin esnasında olanlar başkalarına anlatılmaz. Anlatanlar ise cezalandırılır. Bu cezalar vücutta sigara söndürme, elleri ve ayakları arkadan bağlanarak kafaya boş bir teneke geçirilir ve şahıs çıldırana kadar tenekeye su damlatılır. [Bahadır Boysal okumanın sonu.] Diğer bir ceza ise kadınlar tarafından uygulanan hadım etmelerdir.[Güzel mi acaba kadınlar ?]


TÜRKİYE' DE SATANİZM [En heyecanlı yer]


Satanizm, Türkiye'de ilk olarak internet' le yayılmaya başladı. Daha sonraları Heavy Metal grupları vasıtasıyla ilk adımlarını atarak özellikle gençler arasında yayıldı.[Doğrudur, ihtiyarlar paraya tapıyor] Şeytana tapanların çoğunluğunun gelir seviyesi yüksek vatandaşların çocukları olduğu, bu çocuklarında din ve öteki Kutsal değerlere karşı oldukları bilinmektedir. [Madem biliyorsun git yakala. Bu saçmalıkları yazıcağına devletin verdiği para yerine gitsin] Gençlerin bu işe başlaması önce bu müzikleri dinlemesi ile başlar,[Hay Allah`ım] sonra ise masum görünümlü arkadaş gurupları içerisinde satanist inancı yavaş yavaş empoze edilir.[...]


Ülkemize bir başka giriş şeklide İnternet� in dünyada sonraları da Türkiye de yaygınlaşması ile birlikte iyice taraftar topladı. Özellikle maddi durumu iyi olanların bu iş içinde olmasının nedeni evlerinde bilgisayarı ve kendisine ait bir odası olan gençler eğlence için internete bağlanarak "Chat" denen karşılıklı sohbetler yaparlar. Chat' Ieşme esnasında Satanistlerin ilginç chatları ile karşılaşır ve sohbete başlarlar. Bu ilk adımdır. Sonra Satanistler bu şahsa çeşitli bilgiler verir. Mesela; Satanizmin geçmişi ve geleceği, bulunduğu ildeki kendilerine yakın müzik marketler[ooff offf], şahıslar ve adreslerini vererek bunlarla bağlantı kurmalarını isterler ve böylece hedeflerine ulaşırlar.


Türkiye'deki Yayınları: Non Serviam,[Brehh] Şebek (Köprüaltı),[Biliyordum!] Ölüm ve Cenaze,[Tabii] Mahşer, Aşk ve Şarap, Shamain, Kadavra Zine, Piramit Zine, Mazine, Sombre, Toprak, Rockline, Mat gibi dergiler.[Bizi unutmuşlar, tüh..]

Türkiye'deki Müzik Gurupları: Satanic Werses,[Şair burada Satanic Verses demek istemiş, ama çok ağdalı bir dil kullanmış] Ehrimen,[Hayret bizim grubun adını doğru yazmışlar] Witctrap,[Tabii Tabii, birde yazabilsen] Pagan, Shamain, Asceraus, Sarkofokos,["Götünden sallamanın en güzel örneği". ] Sagu, Hezzihill,[Gülerler adama] Mopheus, Death Out [Şairin burada ne demek istediğini ben bile anlamadım] gibi yerli Heavy Metal gurupları.


Ayrıca Ülkemizdeki şimdi ki eylem planlan Sultanahmet Camii' nin yıkılması,[Töbe Töbe] Taksimde Cami yapılmak istenen meydanın işgali,[Evet, orada bakire kescekler] el yazması bir Kur' an-ı Kerim' in yırtılarak klozete veya denize atılması,[Buradan da anladığımız gibi satanistler alaturka tuvaletler yerine alafranga tuvaletlere sıçıyor] Kaşıkçı Elması' nın çalınması,[Birisi tv. de aksiyon filmi gösterimini yasaklasın. En azından kötü adamları yakalayan polis filmlerine bir on yıl kadar ara verilsin] kendilerine muhalif olup zarar verebilecek insanların Şeytana kurban edilmesi,[Kurşun adres sormaz ki] gücü ellerine geçirdikleri zaman ise din ayırımı gözetmeksizin bütün ibadethaneleri tahrip edeceklerini, ayrıca Hitler Faşizmini benimseyerek Türkiye' yi yabancı ırklardan temizleme gibi planları vardır.[Eylem planı değişti, bundan sonra mussolini faşizmi benimsensin] Faaliyetlerinin yoğun olduğu iller İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Bursa, Eskişehir, Kayseri� dir.[Bildiğim kadarıyla Samsun da da kasetçi olmalı. Bir kontrol edin isterseniz]

Katkılarından Dalayı Güvenlik Şube Müdürlüğü'ne Teşekkür ederiz.[Ediniz. Ediniz ama yemişler be hocam sizi...]


-------
Alttaki resim de yine aynı siteden alınmıştır. İzmir Emniyetinin olaya bakış açısında ki ciddiyeti yansıtır sanırım.Daha çok yoruma gerek yok bence...

Pantera - Cowboys from Hell Albümü Hakkında

 

    Tüm zamanların en iyi en güclü soundlu 3  5 albümünden birisidir COWBOYS FROM HELL yalnız bu albümün bir başka özelliği de; bundan evvel 4 albüm daha yayınlanmış olmasına rağmen allahsal grup PANTERA resmi diskografisinde ilk albüm olarak anılan bir çalışmadır bu aynı zamanda.
O diğer 4 albümün 3ünde Anselmo paşa yok, şarkılar ise gayet hard rock veya glam rock diyebileceğimiz türde şeyler, bol ağlayıklı sololu şarkılara fazla nazik ve feminen okuyan bir solist var akabinde zaten ANSELMO gruba POWER METAL albümünde teşrif ederek bizzat şarkıları güzelce okuyor daha sonra da asıl paslı balyoz PANTERA albümleri bu CEHENNEMIN KOVBOYLARI ile start alıyor ve grup dağılana kadar da ben öyle ameyane tabirle "sıcış" diye bir albüm ya da eplerine hic rastlamadım. Kendi icinde kıyaslandığında diğer albümlere nazaran zayıf diyebileceğimiz albümler yaptılar ama diğer gruplarla coğu kez kıyaslanamayacak kadar sağlam işlere attılar ve efsane bir grup olarak hafızalara kazıdılar bunlar kendilerini.

Grubun her biri enstrümanında aşmış elemanları:

DIMEBAG DARREL - Gitar
PHIL ANSELMO - Vokal
VINNIE PAUL - Davul
Rex Rocker -  Bass gitar


1990 gibi senede "Atlantic Records" etiketli bu cok görkemli albümdeki parçalar ise:

1.Ccowboys from hell
2.Primal concrete sledge
3.Psycho holiday
4.Heresy
5.Cemetary gates
6.Domination
7.Shattered
8.Clash with reality
9.Medicine man
10.Message in blood
11.The sleep
12.The art of shredding


Vahşi Savaşcıları şafakla uyandırıp arenaya ölüme yollayan kalk !! borusu gibi bir introsu var albüme adını vermiş şarkının. Aynı zamanda pek cok grubu solda sıfır bırakacak kadar güclü, fazla mükemmel ve aşırı enerjik PANTERA canlı performanslarında hele de cok ağar kalabalık festivallerde calınıyorsa ortamı birbirine karıştıran kasıp savuran delice esen kasırganın adı bu olsa gerek. Daha ömrü hayatımda aslında hangi metal türünü severse sevsin şu şarkıya bira kaldırmayan adamı ben görmedim varsa da görmek istemem şahsen.
Bu şarkı aynı zamanda hakkın rahmetine kavuşmuş gitar ustası DIMEBAG paşanın da zirveye daha 1990 gibi bir tarihte bayrağını dikmesini simgeler gözümde hele ki ortadaki solosu ile.
Üstelik bu şarkı cok güzel ve mahzende imal edilmiş özen gösterilmiş bir şarap gibi, seneler sonra bile bu şarkı edinilen ilk günkü korsan kasetten wolkmen zımbırtısında dinlediğim tarihe götürebildiğine göre?

Bir diğer gaz şarkı ise "Primal concrete sledge" adlı malzeme. 1 küsür dakka Vinnie Paul dayının cift kroslarını trampetsiz olarak dinliyoruz. Cok klas cok pislik bir riff davula eşlik ediyor ortama ringe cıkar gibi giren Anselmo ise meramını anlatıyor. Daha sonra giren gitarlar da cok klas.

Makineli tüfeklerle kuşatılmışsınız hissi veren introyu güclü soundlu cok sabit bir PANTERA şarkısı olan "Psycho holiday" takip ediyor. Misal bu da tam bir konser şarkısı seyirci katılımı ile cok azdırıcı oluyor Monsters of Rock kayıtlarında da izlediğimiz üzere.
Tabii artık bizim hic böyle bir şansımız yok her ne kadar forum vs ortamlarında millet rock n cock festivaline PANTERA gelse cici cici calsa dese de..

Albümdeki en seri şarkılardan birisi "Heresy".
Enfes bir Amerikan thrash metal örneği denilebilecek şarkısıdır gözümde hatta bu albümdeki en thrash parça da budur.
Anselmo gibi leş ötesi, ağar serseri, hayatı sokaklarda çöplüklerde kavga ederek racon işlere imza atarak geçmiş birisi nasıl böyle güzel bir vokal yazmış şöyle bi şarkıya, o da ayrı bir gizemdir hem de senelerdir cözülememiş.

"Cemetery Gates" seneler evvel Mtv nin adam gibi yayın yaptığı Headbanger balosu programlarından belli ezbere bildiğimiz klibe sahip cok atmosferli bir şarkı.
Arpej denen hadiseden ezelden beri uyuz kapmış ben bile hic es gecmemişimdir Dimebag hacının bu performansını. Bikac yerli grup bu parcayı coverlama girişiminde bulunmuştu ama o icler acısı alet edevattan cıkan tuhaf soundla nereye kadar..

Tabii bu albümün asıl beyne inen cekiç hissi veren ağar racon ve kafa tutmalarla ortalığı gaza getirme amaclı sözlerle donatılmış şarkısı ise elbette DOMINATION. Tüm bu albüme hükmünü ve lezzetini koymuş şarkı cok tehditkar satırlar da iceriyor. Bu şarkı ayrıca en cok sevdiğim dinlemekten cok zevk aldığım yegane PANTERA şarkısıdır.. Meshur 2 vokal partisyonunu takiben giren gaz riffler ve muhteşem DIMEBAG solosu ise benim kelime dağarcığımda tanımsız isteyen buyursun yorum kısmına.
Bide bu adamlar ne diye bu parçaya cekmediler acaba klip o da başka bir gizem.

"Shattered" tam da adı gibi dinleyicisinin canını cok yakıp dağlayan, parçalayan bir çalışma böylesine güzel ritm atıp böyle de güzel, kendi adına albüm yapan virtiözlere meydan okuyan sololu şarkıya böyle de JUDAS PRIEST worship vokalli Anselmo vokalleri yakışırdı.
Grubun o dönemdeki bicok konserinde henüz 2. şarkı olarak performansı gercekleştirilirmiş ne kadar tavizsiz ne kadar gaddar adamlar oldukları burdan belli. Bu heriflerin bir dönem fosforlu renklerde taytlar giymeleri ve Bon Jovi ayarı takılmış olmalarına hala inanamıyorum zaten..

Sokak hayatında cebelleşen bicok pis işe girmiş ANSELMO dayının karanlık dünyasına ait ipucları her albümde rastlanan bişeydir ama bu "Message in blood" adlı şarkı da onlardan birisi kanımca. Cok değişik bir altyapının denendiği bu şarkı da cok özel.

Gene tuhaf arpejlerle start alan ve resmen ustura kadar rifflerle bezeli şarkı ise "The sleep" adlı şarkı olmakta.
Albümde öylesine güzel bir prodüksüyon var ki böylesine tek düze şeylerin calındığı bir şarkı bile cok güclü ve güzel gelebiliyor insana. Belki de pek cok grubun daha hala bugün bile PANTERA mirasını yemesi biraz da bundandır.

Böyle gaz albüme "The Art of Shredding" gibi hem gaz hem de eski kafa bir şarkı yakışırdı. İlk başlarda Rex dayı ortama hakimiyetini koymuş davulcu ile güzel bir ritm atıyorlar akabinde Dimebag destur diyor ortama. Cok gaz bir senkop akabinde ise mahalle kabadayısı kılıklı Anselmo da keskin bir nara atarak işe başlayıp yumruğunu sıkıyor aynen kapaktaki gibi ucarak dalıyor hadisenin ortasına. Heriflerin öyle bir Texas barını böyle bir albüme kapak olarak kullanmaları ise belki de müzik eğitimi alan birisi icin tez konusu.

Grubun, DIMEBAG in cok klas bir anı ile sizi karşılayan sıkı icerikli web site adresi:
http://www.pantera.com/


Septic Flesh - Communion Albümü Kritiği

 

  Komşudakilerin dünya metal piyasasına verdikleri pek çok ünlü ve kaliteli grubu mevcuttur.Ünlü olanların hepsi kaliteli, kaliteli olanların hepside ünlü olmasa da ikisine birden sahip olan az gruptan birisidir Septic Flesh ve kanımca tüm zamanlarında Yunanistan’dan çıkmış grupların en iyisidir. (Tamam Inveracity’de var..) 2003 yılında Sumerian Daemons’ı çıkardıktan sonra dağılan grup fanlarını hakikaten  üzmüştü. Zira elemanların (bu kelimeleri kullandığıma inanamıyorum) gothic ve karanlık stilleri (bakın hala inanamıyorum) yeraltı müziğinin sahnesinde bu adamlara klas bir yer kazandırmıştır. Bu albümle elemanların geri döndüklerine sevinmiyor, bunlarla yetinmeyi reddedip halay çekiyoruz. Grubumuzun kadrosu :

Spiros “Seth” Antoniou - Vokal, bass
Sotiris Vayenas - Vokal, gitar
Chris Antoniou - Gitar, sample
Fotis Giannakopoulos – Drums


Sumerian albümündeki aynı kadro ile (davulcu hariç) olaya devam ediyorlar. Albümün şarkı listesi de aha şöyle :

1.Lovecraft’s Death
2. Annubis
3. Communion
4. Babel’s Gate
5. We The Gods
6. Sunlight Moonlight
7. Persepolis
8. Sangreal
9. Narcissus

  Ömrümde atmosferine bu kadap kapıldığım çok çok az albüm vardır ve bu albüm direk sizi hayal dünyalarının girdabına çekiyor.
Elemanların bugüne kadar yaptığı tüm albümler gibi kompleks ve kafadan sakat bir albüm olsa da bu albüm, çok sevdiğim eski Ophidian Wheel albümü ile karşılaştırınca devasa bir abide gibi duruyor.
  İlk şarkımız Lovecraft’s Death süper kesik ve aksak rifflerle inceden adamın kafasını sallasa da ardından gelen muhteşem atmosfer ve karanlık halet-i ruhiye sizi mıhlıyor. Klavyeler ve arkadan pis pis seslenen korolar, tam bir acımasızlık vaziyeti oluşturmuşlar. Albümde şu eleman hayvan gibi çalmış, davulcu osurtmuş gibi olaylara girmeye gerek yok. Vokaller  ise hayvan gibi ve Sotiris’in clean leri ise kesinlikle gay işi değil, çok güzel olmuş.Takım oyunu oynayarak 3 pas ta gol, ya da tek vuruşta nakavt gibi olaylara hakkıyla girmişler. Albümde boş şarkı yok, bununla beraber ilk şarkımız, Annubis, Communion, Persepolis, Sangreal felan çok feci şarkılar. Sadece son şarkı bence albümle aynı kalite de değil. Kayıt zaten hayvan gibi, artık yurtdışında bu işler çoktan aşıldı ve prodüksyon da hayvan üstü, albümün Fredman’da büyükusta Nordstorm tarafından kaydedildiğini söylemek zaten yeterli olacaktı...
  Sonuç itibariyle Foseptic Flesh (dayanamıyorum artık, yüz yıllık geyik ama yapacak birşey yok...) heam death hem black metal seven tayfa için dinlenebilecek bir albüm yapmış bence. Şimdilerde Dimmu Burger için atmosferik bilmemne felan diyorlar ya... Aslında yok öle bir şey. Atmosfer istesen bu albümü alsın dinlesin, Comunnion’ın havasını solusun...

Dorock`ta Konser: Suspect, The Capricorn ve Glorian

 

  Suspect, The Capricorn ve Glorian gruplarının sahne alacağı konser 4 mayısta Dorock Bar'da. Girişler ücretsiz.

Pain - Psalms of Exinction Albümü Kritiği

 

  (Albüm ilk çıktığı anda büyük bi gazla yazılan bu kritiği zamanı geçti/bira ya uymayabilir gibi gerekçelerle koymadım fakat baktım alemin kralı geliyo, tutamadım kendimi, gecikmeli de olsa aha Psalms of... albümü kritiği. )

Bira’ da Pain’in aman aman sevilecek, sayılacak bi grup olduğunu düşünmediğimden dolayı (Bkz. Kazımasyon okuyucu kitlesi-biz oluyoz yani) daha önceden yazdığım bu kritiği yollamamaya karar vermiştim fakat Pain’in klip haberini sitede görünce albümü uzun zamandır yalayıp yutmuş biri olarak “aha yolluyom şimdi” diyip yollayıverdim kritiği...

  Avrupa’nın en çok tanınan ve saygı gören müzik adamı Peter Tagtgren’in solo projesi olan Pain, başta Hypocrisy fanları ile sınırlı bir kitleye hitap ediyor gibi görünse de yıllar içinde kendine has bir hayran kitlesi yaratmayı başarmış bir grup. Önceleri şirketlerin gazabına gelen, zamanla durumunu ileriye götüren Pain şu anda Roadrunner la kontrat bağladı ki bu da grubun nerelere geldiğinin en büyük kanıtı. Hepimizin malumu, endüstriyel, metal ortamlarında gezinen, “Peter mı lan bu” dedirten bi sevgili grubumuz, 5. stüdyo albümünü saldı alemlere. Hemen söyleyeyim, Pain severseniz yola devam edin, güzel albüm. Albüm Nothing Remains the Same albümüne daha yakın bir ruh halinde gidiyor. Dancing With The Dead albümündeki havadan ziyade bir önceki albümdeki ağır ve orta tempolu şarkılar çoğunlukta. Yeryer Rebirth havası bile seziliyor.
  Giriş şarkısı Save Your Prayers klasik bir Pain albümü açılısı. Peter abimizin sakin vokalleri ve üstüne patlayan sözleri süper vurucu olmuş. Albümü şanlı şerefli bi şekilde açtıktan sonra Nailed to the Ground basit rifflerin üstüne yazılan looplar ve klavyelerle süper bi etki bırakıyor, bence albümün en iyi birkaç şarkısından birisi.Zombie Slam deki cool vokaller hakkaten çok başarılı olmuş. Bu adamın yazdığı nakaratlar kesinlikle kafaya kazınan cinsten.(Zaten eleman ilk klibi de buna patlattı sonradan.)
  Albümün isim şarkısı Psalms of Exinction, ve Clouds of Extacy paşa paşa dinlenmekte neşe vermekte.Psalms.. daki klavyeler özellikle çok güzel ve şarkıyı götürüyolar desem yeridir. Clouds of Extacy tam bir piyasa dandik metal şarkısı gibi gözükmekle beraber Peter abimizin elinin değmesi ile Pain in kendine has lezzetini alıyo ve özellikle Clouds of... un nakarat partisyonları ve melodisi felan gayet akılda kalıcı. Adam ne yapıp edip döşüyo boruyu yani...
  6. şarkı Play Dead cidden noluyoz dedirten cinsten. Peter abimizin vokallerdeki az buçuk arabik üslubu, şarkı sölemesi falan çok çok değişik olmuş. Kesinlikle çok güzel. Hatta her dinlediğimde bi garip olup ufaktan dalgınlaşıyorum nedense. Hakkaten güzel şarkı.
  Albüm sona kadar gayet dinlenilebilir şekilde gidiyor ve bence son şarkılar itibariyle tüm albümlerin etkisinin hissedildiği bir hale geliyor.
 
Sona ve dona giden bu uzun yolda  Just Think Again şarkısı diğerlerinden farklı olarak güzel bi ballad ve hafiften hüzünlü bi tonda gidiyor şarkı... Peter Tagtgren’in muhteşem karamsar şarkılarını Hypocrisy’den dinlemeye alışanlar için o diyarlara ufaktan sehayat ettirir adamı. Soloya özellikle dikkat, çok şık olmuş... Dediğim gibi sona giden tüm şarkılar güzel ama hele ki son şarkı “Bitch” nefis bişey olmuş. Ezici tonlarla beraber eski dönemlerin “kaba ve kirli” hallerine yakın bi şarkı. Hakkaten sevdim, basit ama direk hareketi veriyo adama...
  Bu arada albümün çok geniş bir guest musician listesi var ve bunların içinde sevgili Motorhead imizin sevgili gitaristi Philip Campbell babanın da olduğunu belirteyim.Ayrıca In Flames’ den Peter Ivers, Children of Bodom’dan Alexi vs vs. Gibi tanınmış elemanlar kombo olmuş yağmış....
  Eğer Peter Tagtgren’i Hypocrisy ve yaptığı prodüksyonlarla sevmeye devam ederseniz        ( yada onu da yapmıyorsanız ) bu albümü dinlemenizi önermem fakat Industrial-Metal formattaki Pain i seviyorsanız bu albümü kesinlike dinleyin. Bir kerede vurmuyor ama zamanla kendini sevdiriyor albüm...

Death - Symbolic Albümü Hakkında

 

  Death - Symbolic Albümü Hakkında (6. Yıl Anısına)

Sene 1995’ tir. Tampa Florida’da yaşayan efsane mertebesini çoktan kazanmış olan büyük müzik insanı Chuck Schuldiner’ ın yeni albümü beklenmektedir. Human ve Individual Thought Patterns albümlerinde çıta o kadar yükselmiştir ki herkes yeni bir bomba beklemektedir. Bu arada Steve di Giorgio ve Andy LaRoque babalar gruptan ayrılmıştır ve Death, tam bu durumların ortasında öyle bir albüm yapar ki ortalık resmen duman olur. Albümün adı Symbolic’ tir ve yine Roadrunner etiketi ile piyasaya çıkmıştır.
DiGiorgio ve LaRoque ‘dan boşalan yerler için alınan elemanlar itibari ile kadro şu halini almıştır ve kayıdın kadrosu da şu şekildedir :

Chuck Schuldiner – Gitar /Vokal
Bobby Koelbe – Gitar
Gene Hoglan – Davul
Kelly Conlon – Bass

Kelly Conlon ve Bobby Koelbe isimleri all-star kadrolara alışık tayfa için farklı gelebilir ama  Kelly Conlon Monstrosity de çalmış ve olan önemli bir elemandır. (Bobby Koelbe ayrıca jazz alemlerinde de isim yapmış önemli bir elemandır)

Albümü Jim Morris baba malum mekanda kaydetmiştir ve sound “kristal” kavramının ta kendisidir. Ayrıca elemanların performansları da resmen dudak uçuklatan (tamam dayanamıyorum) göt düşüren bir biçimde vuku bulmaktadır. Her ne kadar Steve ve Andy babaların o muhteşem stilleri bu albümde olmasa da Chuck baba ve Gene Hoglan albümü çok pis götürmektedirler. Ek olarak ; kapağı Rene Miville yapmıştır ve tek kelime ile “olağanüstü” dür. Bu yücelik abidesinin şarkı listesi ise şu şekildedir :

1- Symbolic
2- Zero Tolerance
3- Empty Words
4- Sacred Serenity
5- 1000 Eyes
6- Without Judgement
7- Crsytal Mountain
8- Misanthrope
9-  Perennial Quest

Death Metal tarihinin en çok bilinen riff i ile albüm açılır.(Hammer Smashed Face ile birlikte en çok bilinen riff i demek lazım.) O kadar kontrollü girmiştir ki albüm, o dönemler ilk dinleyen herkes “dur lan dur süper olm kesin döşeyecekler” diyerek birbirlerini dürtmektedirler. Gene baba hi-hat leri inceden okşamaya başlamıştır ve bir anda olay patlayıverir. “I Cloooosee My Eeeyeees” diyip ateşi verir rahmetli. Başyapıtın ta kendisidir bu şarkı diğer tüm şarkılar gibi. Albümün devamında ve bundan sonraki dünya metal müzik tarihinde her davulcuyu şah mat eden çift ride lar (bu olay en çok bu albümde öne çıkmaktadır, her ne kadar Cynic ve diğer babalar yapsa da...) herkesi kendinden geçirmektedir. Bobby Koelbe babanın solosu herkesi “tamam lan herif süpermiş” diyip rahatlatmaktadır. Eleman acımadan döşemektedir soloları.

Albüm adamı mıhlamışken bir anda şok eden bir sakinlik ve Gene Hoglan’ın yüce stili ile başlayan davul vuruşları ile Zero Tolerance başlar. Sözler albümün tümünde olduğu gibi gayet derindir ve okuyan herkese pek çok şey anlatmaya devam eder.

Pek çok kişiye hayatında bir dönem soundtrack olmuş Empty Words ise bana hep Florida da sahilde deniz kıyısında yürüyen Chuck Schuldiner ‘ı hissettirmiştir ve kendimi onun yerine az koymamışımdır. Girişteki perküsyonlar ve o akustik gitar çok derin bir his karmaşasına iter insanı. “Küller ve dumanlar, değişimin rüzgarları ile birbirine kaynaşır...” Bu kadar muhteşem sözler ve harika solosu ile şarkı tek kelime ile efsanedir. Şu anda da satırların yazarının gözlerini doldurmaktadır.

Sacred Serenity şarkısı bence Death’in o gün kadar yaptığı en naif, en nazik şarkı olmuştur. Şahsi fikrim, Chuck Baba’nın albümü yazarken ki dönemde büyük bir duygusal değişim ve gelişim geçirdiğidir. Bu da özellikle bu albümde ve bu şarkı da kendini göstermiştir.

1000 Eyes ise pek çok insanı “girişte napıyo davulcu” sorusuna yöneltmektedir. 2. riff ile birlikte tek kelime ile akmaya başlar ve nakarat kısmında tek kelimeyle kopar. Bu şarkı sözleri ile biraz ilginç bir noktada durmaktadır. Kameraların ve teknolojinin hayatlarımızı gözlemlediği, artık ne yapsak ta kendimize ait bir gizliliğe sahip olamayacağımızı anlatmaktadır ve bugün bunun ne kadar doğru olduğu bir kez daha ortaya çıkmaktadır.

Without Judgement, grubun bu albümde herkes tarafından en sevilen şarkılarından birisi olmuştur ve öyle sanırsam bunu muhteşem pre-chorus riffine, o bölümdeki Çift Ridelara ve ardından gelen muazzam nakarata borçludur. Nakarat sanki fade in gibi girer. Sessiz ve sakin biçimde 2 kez tekrar edip ardından çalması tek kelimeyle “göttisberger” olan gökgürültüsü davullarla öyle bir hal alır ki, konser mekanlarında coverlandığı zaman kan-gövde ekseninde neler yaşandığı tarafımca görülmüştür. Harika bir şarkıdır ve iğneleyici sözleriyle adamı çok feci raharsız eder aslında...

Crystal Mountain, bence dünya üzerindeki tüm metal dinleyicileri tarafından kabul görmüş ilk ve belki de tek Death şarkısıdır. Sakin ve basit bir riff dizilimi arkasında Gene Hoglan davulun anasını ağlatmaktadır ve şarkının sonundaki o akustik gitar soloları gözlerden bir damla yaş akıtır. Harikadir tek kelimeyle...

Adamı hafiften sakin bir moda geçiren fade out Misanthrope ile hunharca bitirilir ve gayet hızlı biçimde çok mis ve leziz rifflerle şarkı adamı ihya eder.

Son şarkı ise bizim zehir bünyemizce “Perihan Kulesi” olarak adlandırılan efsanevi Perennial Quest’tir. Chuck Baba’nın progressive işlerde ne denli gönlünün olduğunu ve ilerki albümde bizi nelerin beklediğini bence bu şarkı gösterir. Eksiksiz kusursuz bir şarkıdır. Dolayısı ile başlı başına bir klasiktir. Bu şarkı da, tüm albüm boyunca sote de yatıyor gibi gözüküp tüm cover sevdalısı bassçıların bileklerini kıran Kelly Conlon bence bir adım öne çıkar ve Gene Baba’yla birlikte çok fena işlere kalkışırlar. Hayatımda gördüğüm en iyi albüm bitirişlerinden birisidir bu şarkı. Herşey o kadar güzel gitmekteyken öyle bir an gelirki....

İşte o kısım benim, Chuck Schuldiner ‘ın vefatını öğrendiğim gece, 13 Aralık 2001 gecesi saat 10 civarları bu şarkıyı sabaha kadar dinlememe sebep olmuştur. Öldüğümde beni bu şarkıyla hatırlayın der gibi, öyle bir bölüm koymuştur ki oraya rahmetli. Şimdi bile tüylerim diken diken, kendisine içimden dua etmekteyim... Bu şarkı ile ve ölümü ile bizi gerçekten hüngür hüngür ağlattı. Mekanı cennet olsun...

İşte 1995 yılında dünyanın pek çok dergisinde yılın albümü seçilen, edisyonları hala basılan ve de satmaya devam eden muhteşem albümün benden akan hikayesi... Bu albüm pek çok internet sitesinde de 95 yılının en iyi albümü seçilmiştir ve pek çok insan için gelmiş geçmiş en iyi albümlerdendir. Bu albüme kayıtsız kalmayı başarmış bir metalci insan düşünemiyorum.
(2002 yılında Jane Schuldiner’ a para gönderip bağış yaptığımda mektubumda yazmıştım : “Biz yaşadıkça Chuck ölmeyecek” diye. Kendisi de mektubuma cevap verip çok güzel sözler yazmıştı. İşte şimdi gururla söylüyorum ki “biz burdayız yaşıyoruz ve sevdiğimiz hiç birşey ölmüyor !!!”...)

Cenotaph Röportajı

 

  2007 Yılında çıkardıkları 4. albümleri “Reincarnation in Gorextasy” harika bir albüm. Bira’da 2007’nın En’leri Oylamasında yerli gruplarla İlgili tüm kategorilerde birinci olunca da kendileriyle bir röportaj yapmak farz oldu. Karşınızda Batu Çetin ile yapılmış Cenotaph Röportajı...


Grubu genel olarak bilmeyen olmadığı için girizgahı kısa tutuyorum. Batu Çetin kimilerine göre “cool” ve aksi bir kişilik olarak gözükse de kendisiyle yaptığımız röportaj çok samimi oldu. Normalde “konuşmadığı söylenen” Türkiye Piyasası, Cenotaph’ın bugünü ve geleceği dair pek çok konuda sorularımızı yanıtladı. Afiyet Olsun...)

Bira : Öncelikle albümünüz için tebrikler. Albümü çok beğenmiş birisi olarak Türkiye’de ve yurtdışındaki tepkilerin size nasıl geldiğini sormak isterim ?

Batu : Tesekkürler öncelikle gelen tepkiler oldukca iyi su ana kadar tek bir negatif tepki aldığımızı söleyemicem.Özellikle yurt içi ve Amerika ve Avrupadan brutal death metal dinleyicileri tarafından oldukca begenildi. Albüm 2007 nin en iyi 100 albümü arasında gösteriliyor durumdan şikayetçi olamayız, memnunuz sonuctan...

Bira:
Zaten Bira Darkzine oylamasında da yılın grubu, en iyi şarkı en iyi tr albüm konularında herkes kafadan büyük farkla Cenotaph a koştu ve bende bu albümün 2007deki en iyi 100 albümden biri olduğunu düşünüyorum

batu :
Ben dinleyici olarak baktıgımda olaya ve brutal death metal seven biri olarak bu albümde brutal müzik severlerin aradıgı hersey mevcut fikrindeyim. Evde severek dinliyorum ayrıca dinlemekten en cok zevk aldığım parcalar bu albümde ayrıca bize oy veren destekleyen herkese tesekkür ederiz.

Bira : Unmatched Brutality, deathgrind piyasasının bilinen firmalarından birisi ve oldukça iyi grupları var. ( Brodequin gibi...) size verdikleri destek nasıl ? memnunmusunuz ?

Batu :
Evet, brutal death metal piyasasında hatırı sayılır bir sirket ve gruplarını ellerinden geldigince destekliyorlar , seninde dedigin gibi Brodequin , Orchidectomy ,Devourment , Human Mincer ve Guttural Secrete gibi klas grupları bünyesinde barındıran bir şirket, bize verdikleri destek olumlu... Albümü gereken yerlere ulastırdılar ayrıca yurt ici fanlar icin Atlantis Müzikten yayınladık ve Avrupa’ da albüm 2008 de yeniden Grindethic Records England tarafından re-release yapılıcak

Bira:
Süper, Voluptously Puked Genitals’ ın yabancı şirket tarafından re-release edildiğini hatırlıyorum, ve şimdi duruma bakınca, tüm dünyada albüm harika biçimde dağıtılıyor, daha gelişecek yani durumlar...

batu :
Evet, Hammer Müzigin yayınladığı ilk 2 albümü Texas’lı şirket Burning Dogma Records dan yayınlamıstık maryland death fest öncesi ve bir piyasa tazelemesi olmustu bu grup icin. Underground şirketlerle calısmayı seviyoruz. Albümler Death Metal şirket, distro ve sirketlerin mailorder kataloglarında mevcut. Kanada’ dan Amerika’ya, Japonya’dan Avrupa’ya albümlere ulasılması artık cok daha rahat.

Bira :Bu albümün müzik olarak en farklı ve bugüne kadarki en değişik fikir yapısıyla yapılmış Cenotaph albümü olduğunu düşünmekteyim. Brutalite ve teknik olarak pek birşey değişmese de kesin olan bir şey, albümün bugüne kadarki en ezici ve grrove cenotaph riffleriyle donatıldığı... Bu tarz bir fikriniz en baştan beri varmıydı yoksa spontane gelişmiş bir durum mu?

batu :
Simdi dinledigimiz hersey bize etki etmekte ve klasik stilimizi biraz gelistirmek ve yenilemek istedik. Bu tarz slam death metal ve groove death metal riffleri oldukca hosumuza gidiyor ve oldukca ezici riffler. Müzigimize bunlardan serpistirdik ve konser performanslarında oldukca iyi sonuclar alıyoruz, insan dinlerken gaza geliyor bence brutaliteye brutalite kattı. Ayrıca vokal stilimlede oldukca uyum icerisinde oldu bu tarz düzenlemeler. Canlı calarken cok egleniyoruz,  mega teknik calmaktanda zevk alıyoruz ve bu tarz ezici groove ögeleri calarkende... Bu stille Türkiye’de Slam Death denen olayın daha yaygınlasıcagını umuyorum ilerki senelerde.

Bira:
Evet vokiller hakkaten harika, özellikle Bowel Eviscreated... daki o vokaller ilk dinlediğimde "işte budur ulan" dedirtmişti direk, harika vokiller içinde bir kez daha tebrik etmek isterim
batu
Tesekkür ederim . Bu stil rifflerde vokal yapmak ve vokal düzenlemelerini oturtmak oldukca zevkli hem dinliyen hemde söyleyen icin...

Bira ; Albümde yine kadro değişikliği oldu, Goremaster gitti, Barbar Sem geldi, bu arada Coşkun gruba geri döndü. Bu arada sonradan davula Çağlar geçti vs vs... Bundan sonra kadronun oturduğunu söyleyebilirmiyiz ?
batu
Bu son kadromuzdan ben oldukca memnunum cünkü her eleman gruba tam olarak oturdugunu düsünüyorum. Bu 94 den beri en ideal kadromuz bence. Teknik ve calma kapasitesi ve entsrumanlara hakimiyet acısından bu son kadro ile yaklasık 2 senedir birlikteyiz. Herkez birbirini iyi tanıyor ve tamamlıyor. Albümü Barbar Sem le (Semih Örnek ; Ravenwoods/SelfTorture) kayıt ettik.Oldukca iyi bir davulcu kendisi ve bize her zaman yardım etmeye hazır, hayatındaki ve yeni isindeki yogunluktan dolayı son 1 bucuk sendir Caglar Yürüt’le calısıyoruz. Kendini cok gelistirdi ve gruba cok hızlı adapte oldu. Bir sonraki yapacagımız albüm icin bu kadroyla simdiden heyecanlıyım...

2005 te FTC ile Cenotaph’ın yurtdışı konser seferine resmen başladı. Çek Cum. ve Ukrayna’da, Maryland Deathfest.’te alemin kralı denecek pek çok grupla beraber çaldınız. Bu süreçte bazı tur haberleri vardı, güney amerika turnesi gibi... Sanırım o dönemde başka sebeplerden beri gerçekleşmedi.İlerde yeni tur projeleri var mı ?
batu
Evet, Brezilya’ ya, Güney Amerika’ya bizi getirebilmek icin cok ugrastılar. O dönemde ve halen de aynı kisiler getirmek icin ugrasıyor. Brutal Assault Fest.’ den sonra bahsettiğim Sem.’ in yeni isi ve Basar ve Cihan ın o dönemdeki okul yogunluklarından dolayı bu turu askıya aldık  ama umuyorum gidicez oralara bi gün, kesin iptal etmedik turu... Simdi isler yine yoluna oturdu sayılır ve bu yaz Rusya ve Balkan ülkelerini kapsayan bir mini-tur projemiz var ve bir kac organizatörle kontaktayız.  Bakalım zaman ne göstericek. Bize ve onlara uyan teklifler ve sartlar uygun olursa halledicez
Bira:
Güzel haberler bekliyoruz
batu
Eyvallah...

Bira:
Peki Batu’nun tekrar Türkiye ‘ye taşınması grubun yurtdışı faaliyetlerindeki aktifliğini azaltabilir mi? Sonuçta Avusturya ‘daydın ve orada bazı şeylerin Türkiye’ye göre daha kolay yürüyebileceği gayet olası...
batu
Aslında su an gruba cok daha fazla vakit ayırabiliyorum ve birbirimize cok daha yakınız, basscımız Coskun’la İstanbul’da aynı evi paylasıyoruz. Bu durumun yeni albümün yazımı asamasında cok daha faydalı olucagını düsünüyorum. Yurt dısı konserlere gelirsek... Aslında degisen pek bisey yok Türkiye den de bu isleri kolaylıkla takip edebiliyorum, sadece Cenotaph karagahının yönetim merkezini Avusturya’dan Türkiyey’e tasıdım. Dediim gibi, isleri yoluna koyduk zamanla yurt dısı konserleri artacak yine. Zaten yeni albümden sonra tur ve konser tekliflerinde ciddi bir artıs oldu bunun güzel sonuclarını görücez umarım ilerki aylarda...

Bira:
Yurtdışı-Tr demişken şimdi aklıma gelen bir soru ; Türkiye de ve Yurtışında şirketlerle çalıştınız, çalışıyorsunuz, içerdeki ve dışardaki şirketlerin temel farklılıkları neler, yani neden bir türk şirketi gruplarını dışarda iyi pazarlayamıyor sence ?

batu
Simdi öncelikle Amerikan şirketlerle calısmamızın esas nedeni Brutal Death Metal piyasasının kalbi Amerika’da atıyor ve ordan cıkıyor hersey ve yurt ici bir şirket istedigini yapsın, reklam ve dagıtım bazında oralarda onlar kadar etkili olamıyor. Bizde bu yüzden yabancı sirketlerle calısıyoruz. Kendileri dagıtım ve satıs stratejilerini cok daha iyi biliyorlar, yerli sirketlerden grupların ne istediklerini daha ii biliyorlar zaten şirket elemanları brodequin elemanları ve aynı trendeyiz
yani grubun ne istedini bizden iyi biliyorlar.


Bira:
Bunun dedikodusu vardı : Dvd geliyormu ? Ne zaman ? Nasıl ?
batu
Elimizde yurt dısı konserlerin videoları var  fakat dvd kalitesinde degil.
İyi kayıt edilmis, soundun cok anlasıldıgı bir konseri dvd yapmak istiyoruz Bu proje hala kafamızda. Belki 15 . yılımızda “15 years of Pure Gore” adı altında bisey cıkabilir. Basarın deliliklerine yer veren extra bir section cok tasak olabilir dvd de. Stand up komedi yapanların hepsinden daha komik cünkü hasstaa... (burada extra muhabbetler var ki, çok hastalıklıydı fakat konu dışıydı, kayıt dışı kaldı...)

Bira:
Hahaaa, işte o zaman çok şık olur, beklemek lazım, o zamana kadar konserlerde katliamla idare edicez,  Albümün Türkiye’de çok uzun süre beklendiği ve herkesin, albümün daha erken çıkmış olması gerektiğini pek çok kişinin söylediğini biliyorum. Neden işler bu kadar gecikti?
batu
Albümü biz cok erken bitirip teslim etmistk gecikme Unmatched Brutality den kaynaklandı. Onlar sonunda Agustos 2007 de yayınladı ve daha sonra Atlantis i beklemeye basladık. Tabi bu sürede albüm nete coktan yayılmıstı. Sonucta sikayetci değiliz, parası olan orjinalini alsın olmayan netten ceksin. Yayılması bizim icin daha önemli. Gecikme bizden kaynaklı olmadı, biz cok erken sürede
teslim ettik şirketlere albümü. Şirketleden kaynaklanan bi gecikme yasadık bu durum icin üzgünüz

Bira :Yeni albüm için Batu’nun meşin kırbacı gitaristler üzerinde şaklamaya başladı mı ?
batu
Gitaristler sırt agrılarından sikayet etmeye basladılar. Sırtda odun kırma seansları basladı hahaha saka bi yana...
Bira:
Ahahah
Bira:
Yokedici Batu Çetin !
batu
...elimizde iskeleti olusmus parcalar var ama henüz  tam anlamı ile parca yazım asamasına baslamadık. Önce Reincarnation ın Promosyonunu gerektiği gibi yapıp 2008 yazında yeni parcalara yavastan bakmak istiyoruz.  Duyduğum riffler oldukca öldürücü... Simdilik zamanı geldiğinde odun kırmaya baslıcaz. Yine dediim gibi acele etmek istemiyoruz ayrıca üzerimizde bir zaman kısıtlaması yok. 5. albüm olucağı icin oldukca özel bizim icin...  Güzel seyler olucagına eminim, bu kadroya cok güveniyorum...

Bira:
Anladım, peki lirik mevzularına girelim  ; Humanity Needs More Gore ! Bununla birlikte Cenotaph ekibi Gory lirikler dışında çalışmayı düşünüyor mu ? Yoksa “kesimhanelerde gaza getirme seanslarına devam mı ?”
batu
Aslında Reincarnation da son 2 senedir yasadım ruh hali icinde oldugum lirikler ve sözler yazdım. Liriklerin icinde gizli mesajlar seklinde var, bunları yazdığım hikayenin belirli kesimlerine sokusturuyorum dikkatli okuyanlar anlıyabilirler...
Bira:
kesinlikle anlıyorum....
batu
Kisisel sözler seklinde degil fakat o senelerde ruh halim nasılsa sözlere bir sekilde akıyor... İzlediğim haberler veya izlediğim filmler veya kafamdaki düsünceler... Şarkı sözü yazmayı seviyorum, 5.albümde bakalım aslında kafamda olusmus ve aklıma gelen konseptler var simdiden. Hasta beynim beni artık nereye götürürse o yönde yazıcam...

Bira:
Ahahah tamamdır, beklemek lazım, 5. albüm 5 parmak diye şaklayacak durumları var hissettiğim kadarıyla , eski tarz bi mavzuya gelelim : Ülkemizin “bazı büyük müzik otoriteleri”, b.k atıcıları ve hiç bir iş yapmadan oturdukları yerde kendisine ağam paşam muhabbeti yapılan köhne zihniyet albüm sonrası çalışmaya devam ediyor mu ? Puked Genital Döneminde bir davulcu kişinin oturup tüm albümü metronomla  dinleyip sonra “bu albüm drummachine” dediği gün gibi aklımda. Bokthrowerlar dan naber ? Yoksa artık susmayı kabul ettiler mi ?
batu
Simdi su son zamanlarda yerini daha farklı bi boyuta bıraktı...
Bira:
Merak ettim ahaha
batu
Biz buna Puked Genital ciler diyoruz. Her albümü Puked’la kıyaslayan tayfa var. Öncelikle biz Puked Genital gibi bir albümü hadi bir daha yazalım die kasmıyoruz bu bilinsin...
Bira:
Puked bencede çok klas bir albüm, belki de her albümü farklı olan Cenotaph’ ta tayfa böyle bir gaz içinde belki....
batu
O albüm o dönemde o kadroyla yapıldı ve bir daha yapılmayacak...
Bira:
Ama her albüm Puked gibi olsa ben ne anladım o işten, o da ayrı bi durum
batu
...ve su anki stilimiz farklı ve bu tarz calmaktan hoslanıyoruz. Örnek vericem yanlıs anlasılmasın mesela Deeds of Flesh her albümde aynı ve artık kabak tadı vermeye basladı ve eger bizde Puked gibi yapsak her albümü, ne dinleyenin ne de benim ilgimi ceker
Bira:
bak bunu, Deeds e bok atıyolar diye algılayacaklar olur, aman diyim belli olmaz

batu
İnsanların bizi anlaması lazım biz Brutal Death metal calmaktan zevk alıyoruz ve her yeni albümde yeni birkac elementi müzigimize katmak istiyoruz bu durum C. Corpse icinde gecerli, adamlar bence Vile dan beri sürekli yanı seyleri yapıyolar. Dinleyiciye kabak tadı vermek istemiyorum ben, sahsen her albümde aynı boku yiyen bir grubu bir süre sonra takip etmekten sıkılıyorum
Bira:
bende, aynı şekilde...
batu
Umarım mesaj alınmıstır...

Bira:
heheh, umarım alındı...
batu
Ben kimseye bok atmıyorum, sadece her albümün farklı tadlar icermesinden yanayım hepsi bu Brutal sınırlar ve konsept icerisinde bu sekilde devam edicek bizden baska bir Reincarnation albümü veya Puked beklemeyin bir sonraki umuyorum yine farklı tadlarda olcak. Ben bu sekilde seviyorum.
Bira : Stüdyo Zoo’dan, 1994 ten başlayıp bugüne kadar gelinen süreçte 4 albüm kaydettiniz ve geriye dönüp baktığınızda sıralayabileceğiniz “en beğendiğiniz şarkılar” listeniz olduğunu tahmin edebiliyorum... Bizle paylaşsanız diyorum

batu
Benim kisisel  zevklerim zaten playlist de yer alan parcalarımız. İlk albümden Less than’ i ve Different Dimensional ve Source of Suspicions ı
batu
2 den Mutilated Genitalia, Verbalized ve bikac parcayı daha...
batu
3 den, Pseduo dan, Stabbed Faces Goremented ve Compulsive, Bloody Autopsy Table
batu
4 .albüm cok zor gercekten cok sevdiim parcalar var Horrific , Human Flesh Wax, Third Page, Bowel Eviscarated...
batu
...sevdiklerim cok , 4. evet sen sevdiim albüm .su an icin
Bira : Son sorum ; son 1 - 2 yıl içinde ülkemizde Death Metal/Death Grind piyasasında ufak sayılmayacak bir kıpırdanma var. Bu hareketlenmeden iş çıkar diyormusun ? Ve bu noktada TRDM gazını da ufaktan vermek gerekiyor fikrindeyim...
batu
Gercekten süper gelismeler yasanıyor artık. Özellikle Death Metal ve Brutal Death Metal ve Grindcore grupları harika ürünler yayınlamaya basladı. Bu, piyasamızın artık yavas yavas oturdunun göstergesi. Bunları TRDM olusumu  altında topladık. (Bira : TRDM ; Turkey Death Metal ın kısaltması olan bir topluluk. İlgilenen herkes için adresi :  http://www.myspace.com/turkishdeathmetal) kesinlikle eskisine göre cok iyi ilerleyen yıllarda TRDM grupları hakkında cok duyucak insanlar...
Bira:
ewet, bende inanıyorum buna
batu
...Decaying Purity, Carnophage Nettlethrone, Sakatat, Ketum, Rigor Mortis...
Bira:
eskiden bişeyleri takip etmek ve yaratmak zordu ama şimdi dünya ile daha içiçe gruplar ve iyiye gidiyor bencede
batu
...herkez biseyler üretiyor, bu harika, kapasitemiz var ve bu şirketlerin de ilgisini cekicek ilerki senelerde. Brutal Death Metal piyasasının cok daha iyi yönde gelisicegine eminim. Ölürsem gözüm arkada gitmicek...
Bira:
ahahaha
batu
...15 senelik cabalarımız mevvelerini veriyor
batu
Tam gaz devam.
Bira:
Eyvallah, aslına bakarsan Türkiye’de de hakikaten pek çok eleman, yeni nesilden pek çok kişi Cenotaph ı kendine örnek grup olarak alıyor ve bu sizin içinde gurur verici olsa gerek...
batu (röp dayım ltf sonra yazın):
Ankaralı gruplara güvenim zaten sonsuz ve diger illerden de... İstanbul ve İzmir den de artık harika Death Metal grupları cıkıyor. Bu durum gercekten sevindirici ve gurur verici, bizden cok daha iyi noktalara gelicek gruplar eminim, biz sadece baslangıcı yaptık bunun devamı gelecek, herkez elinden geleni yapıyor, bunu cıkan ürünlerden görmekteyiz, her gruba elimizden geldigince yardım ediyoruz.
Bira:
Evet, ürünler çıkıyor ve bu ürünler yurtdışından çıkmaya da başladı, bencede gidişat iyiye doğru
batu
Dediim gibi patlamaya hazır bir boma su an TRDM ve Amerikalı gruplardan hic bi eksigimiz yok, Death Metale ruhtan inanan her grup kazanıcak 

Bira:
Ahah doğru, eyvallah Batu, Teşekkür ediyorum bu güzel rop. için, son olarak eklemek istediğin bir şey varmıdır ?

batu
Bu güzel röportaj icin tesekkür ediyorum ve röp ı okuyanlar TRDM myspace sayfamızı kontrol etsinler Türkiye’den harika gruplar cıkıyor artık.
batu
Herkez desteklesin yoksa uykuda gelip keserim hepinizi 
Bira:
Zuhahahaha
batu
TRDM rulezz...
Bira:
TRDM RULES !  eyvallah, teşekkür ediyorum...

Him-lisch DarkLight-Liste Pagerank MekanRock.Net | Rock ve Metal Toplist